Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde meydana gelen ve 7 ilde hissedilen deprem, Güneydoğu Anadolu’nun deprem gerçeğini yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi, depremin ardından yaptığı açıklamada bölgedeki fay sistemlerine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulunarak, olası risklere karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti.
Oda açıklamasında, MTA Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 2026 Türkiye Diri Fay Haritası ile ulusal ve uluslararası sismoloji merkezlerinin odak mekanizması çözümlerinin birlikte değerlendirildiği belirtildi.
BOZOVA FAYI İÇİN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME
Jeoloji Mühendisleri Odası’nın değerlendirmesine göre deprem, yaklaşık 56 kilometre uzunluğundaki Holosen yaşlı Bozova Fayı’nın güneydoğu ucunu oluşturan 21 kilometrelik Bağlıca Segmenti’nin yaklaşık 25 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldi. Açıklamada, Bozova Fayı’nın Bağlıca Segmenti’nin tek başına yaklaşık Mw 6,6, fayın tamamının ise bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde yaklaşık Mw 7,1 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğu belirtildi.
Depremin Bağlıca Segmenti’nin yüzey izinden yaklaşık 25 kilometre uzakta olması nedeniyle sarsıntının doğrudan bu segment üzerinde meydana geldiğinin mevcut verilerle söylenemeyeceği ifade edildi. Oda, bölgedeki Kalecik ve Bozova fayları arasındaki ikincil yapılar ile yaklaşık 7 kilometrelik odak derinliğinin dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, depremin yüzeyde belirgin izi bulunmayan, derinde KD’ya eğimli gömülü veya ikincil bir fay yapısı üzerinde gerçekleşmiş olabileceğini değerlendirdi.
BÖLGEDEKİ SİSMİK HAREKETLİLİĞE DİKKAT ÇEKİLDİ
Açıklamada, bölgenin aletsel dönemde sismik hareketliliğin sürdüğü bir kuşakta bulunduğu da hatırlatıldı. Aynı bölgede 3 Eylül 2008 tarihinde Mw 5,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği belirtildi. Jeoloji Mühendisleri Odası, son sarsıntının bölgedeki fay sistemlerinin halen aktif bir sismik süreç içerisinde olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, deprem riskinin yalnızca deprem sonrasında değil, öncesinde ele alınması gerektiğini vurguladı.
“HASARLI BİNALARA GİRİLMEMELİ”
Oda, olası artçı sarsıntılar nedeniyle yetkili kurumlar tarafından incelenmemiş hasarlı yapılara kesinlikle girilmemesi çağrısında bulundu.
Deprem riskinin azaltılması için yerleşim alanlarında 1/25.000 ve daha detaylı ölçeklerde jeolojik-jeoteknik mikro-bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, imar planlarının da bu bilimsel veriler doğrultusunda hazırlanması gerektiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca aktif fay hatları ve bunların çevresindeki tampon bölgelerin sakınım bantları olarak belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilerek, diri fayların üzerine doğrudan yapılaşmayı engelleyecek bir “Fay Yasası”nın acilen çıkarılması çağrısı yapıldı.
“KRİZİ DEĞİL, RİSKİ YÖNETMELİYİZ”
Jeoloji Mühendisleri Odası, afet yönetiminde yalnızca deprem sonrasında müdahaleye dayalı kriz yönetimi anlayışının yeterli olmadığını belirterek, risk azaltmaya odaklanan bütünleşik bir afet yönetim sistemine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamanın sonunda Oda, bölgedeki sismik hareketliliği teknik ve bilimsel boyutlarıyla takip etmeyi, kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi ve yerel ile merkezi yönetimlere bilimsel destek sunmayı sürdüreceğini bildirdi.
