Ekoabori

Petrolün başkenti, gençlerin şehri ve değişim arayışı

VEYSİ POLAT

Batman’da Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken, tartışma giderek bir oda başkanlığı yarışının sı…

VEYSİ POLAT

Batman’da Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken, tartışma giderek bir oda başkanlığı yarışının sınırlarını aşıyor.

Asıl soru, petrolüyle tanınan, genç nüfusu ve üretim potansiyeli bulunan Batman’ın ekonomik gücünü neden daha yüksek bir refaha dönüştüremediği ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği.

Bu nedenle seçim atmosferinde yalnızca adayların kim olduğu değil, kentin nasıl yönetileceği ve ekonomik önceliklerin ne olacağı da konuşuluyor.

Bu tartışmanın dikkat çeken isimlerinden biri iş insanı Ferdi Kurt.

Yaklaşık 10 aydır seçim bürosunda üyeler, esnaf ve farklı sektörlerden iş insanlarıyla buluşan Kurt, 25 yıllık ticari deneyimine dayanarak hazırladığı 31 maddelik programla oda yönetimini daha geniş bir ekonomik vizyonun parçası olarak ele alıyor.

Sanayiden lojistiğe, ihracattan finansmana, tekstilden teknolojiye, turizmden gastronomiye kadar uzanan programın temelinde ise Batman’ın mevcut ekonomik yapısını çeşitlendirme fikri bulunuyor.

Batman’ın hikayesinde petrolün yeri tartışılmaz.

Petrol üretimi ve buna bağlı ekonomik faaliyetler kentin gelişiminde belirleyici oldu. BATSO’nun resmi tarihçesine göre odanın temelleri 1967’de atıldı ve 1968’de bağımsız oda haline geldi.

Aradan geçen yaklaşık 60 yılda Batman büyüdü.

Ancak bugün önümüzde daha farklı bir tablo var.

2024 yılında Batman’da kişi başına GSYH 236 bin 422 TL olarak gerçekleşirken, Türkiye ortalaması 503 bin 76 TL oldu.

Batman bu göstergede 81 il arasında 76’ncı sırada yer aldı.

Rakamların ortaya koyduğu tablo, kentte ekonomik büyüklük artarken kişi başına düşen ekonomik üretim bakımından Türkiye ortalamasıyla önemli bir fark bulunduğunu gösteriyor.

Bu tablo, Batman’ın sahip olduğu kaynaklarla ortaya çıkan ekonomik sonuç arasındaki farkı yeniden gündeme getiriyor.

Petrol zenginliği tek başına refah üretmiyor.

Bunun sanayiye, yüksek katma değerli üretime, markalara, ihracata ve nitelikli istihdama dönüşmesi gerekiyor.

Aynı tartışma ihracatta da karşımıza çıkıyor.

Batman’ın ihracat rakamları kullanılan veri setine göre farklılık gösterse de kentin bölgesel konumu, üretim kapasitesi ve özellikle Irak başta olmak üzere yakın pazarlara erişimi düşünüldüğünde daha güçlü bir ihracat yapısının mümkün olup olmadığı sorusu ortada duruyor.

Çünkü ihracat sadece ürün satmak değil; üretim kapasitesi, lojistik, finansman, marka ve dış pazara erişim demek.

İstihdamda ise TÜİK’in 2025 verilerine göre Batman’ın işsizlik oranı yüzde 9,6’ya geriledi.

Ancak kentin istihdam meselesini yalnızca bu oranla okumak yeterli değil.

Kayıt dışı çalışma, düşük ücretler, mevsimsel işler, işgücüne dahil olmayanlar ve özellikle gençlerin nitelikli işlere erişimi, sahadaki tabloyu daha geniş bir çerçevede değerlendirmeyi gerektiriyor.

Dolayısıyla mesele sadece “kaç kişi çalışıyor?” değil; “nasıl işlerde, hangi ücretlerle ve ne kadar katma değer üreten alanlarda çalışıldığı.”

Batman’ın genç nüfusu bu açıdan hem büyük bir avantaj hem de önemli bir sorumluluk.

Gençleri üretime, teknolojiye, girişimciliğe ve nitelikli mesleklere taşıyacak ekonomik yapı kurulamadığında, nüfus avantajı aynı zamanda ciddi bir beklentiye dönüşebilir.

Burada da yönetim meselesi devreye giriyor.

Batman’ın petrolü var, tarımı var, OSB’si var, üniversitesi var, havalimanı var, bölgesel ticaret avantajı var.

Tarihi ve kültürel mirası, Hasankeyf gibi önemli bir turizm değeri ve güçlü bir yemek kültürü bulunuyor.

Soru artık “Neye sahibiz?” olmaktan çıkıp “Bunları aynı ekonomik hikayenin içinde buluşturabiliyor muyuz?” sorusuna dönüşüyor.

Batman’ın ekonomik çeşitlenmesinde turizm başlığının ayrı bir yeri var.

Hasankeyf başta olmak üzere tarihi ve kültürel değerlerin turizm ekonomisine daha güçlü biçimde kazandırılması, kentte konaklama, yeme-içme, ulaşım, rehberlik ve hizmet sektörlerini de büyütebilir.

Ferdi Kurt’un programında bu alanı farklılaştıran nokta ise gastronomiye verdiği önem.

Kurt, Batman mutfağını yalnızca kültürel bir değer olarak değil, ekonomik bir marka olarak ele alıyor.

Sason balı ve çileği, Batman fıstığı, perde pilavı, kutılk, bınard, şemşomatik, geviş ve palamut gibi yerel ürün ve yemeklerin coğrafi işaret, ambalaj, restoran ve turizm rotaları üzerinden değerlendirilmesini; gastronomi merkezi ve gastronomi konağı kurulmasını öneriyor.

Bu yaklaşımın önemli tarafı şu: Bir yemek kültürü, doğru markalaştırıldığında yalnızca restoranların değil, çiftçinin, üreticinin, kadın girişimcinin, kooperatifin, otelcinin ve turizm işletmesinin de gelir kaynağı haline gelebilir.

Yani Batman’ın mutfağı, kültürel miras olmanın yanında yeni bir ekonomik sektör olarak da ele alınabilir.

Kurt’un turizm yaklaşımı da yalnızca Batman sınırları içerisinde kalmıyor. Hasankeyf’in ve kentin gastronomi değerlerinin bölgesel turizm rotalarıyla birlikte değerlendirilmesini, çevre illerle ortak tanıtım ve organizasyonlar yapılmasını savunuyor.

Bu noktada bölge odalarıyla işbirliği önerisi de önem kazanıyor.

Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak ve diğer bölge merkezleriyle ticaret, lojistik, turizm, tarım ve ihracat alanlarında ortak projeler geliştirilmesi, kentlerin birbirinden bağımsız hareket etmesi yerine ortak bir ekonomik havza oluşturmasını sağlayabilir.

Kurt’un oda yönetimine ilişkin önerilerinde bölge ticaret ve sanayi odalarıyla ortak fuarlar, ticaret heyetleri, turizm rotaları ve yatırım çalışmaları yapılması fikri de bulunuyor.

Bu yaklaşım, Batman’ın yalnızca kendi sınırları içinde büyümeye çalışan bir kent yerine bölgesel ekonomik ağın güçlü merkezlerinden biri olma hedefini ortaya koyuyor.

BATSO’nun geçmişine bakıldığında uzun süreli yönetimlerin önemli bir ağırlığı olduğu görülüyor.

Odanın resmi tarihçesine göre Mehmet Teymur, 1971’den 2011’e kadar yaklaşık 40 yıl başkanlık yaptı. 2011-2013 dönemindeki Osman Nasıroğlu’nun ardından Abdulkadir Demir, 2013 seçimlerinde yedi meslek grubunun beşini kazanarak başkan oldu ve görevini sürdürüyor.

Böylece bugünkü seçim, yeni kadrolar ve değişim söyleminin tartışıldığı bir zemine oturuyor.

Ferdi Kurt’un adaylığını bu tartışma içinde öne çıkaran başlıklardan biri de oda yönetiminin ekonomik işlevine ilişkin yaklaşımı.

Kurt, BATSO’nun üyelerin günlük işlemlerini yürüten bir oda olmanın ötesine geçerek Batman ekonomisinin koordinasyon merkezi olması gerektiğini savunuyor. İhracat ofisi, Eximbank temas noktası, proje havuzu, ekonomik araştırma merkezi, BATSO Akademi, ihtisas organize sanayi bölgeleri ve yatırım şirketi gibi önerileri bu anlayışın parçaları.

Tekstilde fason üretimden markalaşmaya geçiş, petrolün etrafında yan sanayinin geliştirilmesi, mobilya ve makine-metal gibi sektörlerin büyütülmesi, tarım ürünlerinin işlenmesi ve yeni teknoloji yatırımlarının çekilmesi de aynı yaklaşımın devamı.

Buradaki temel mesele aslında basit:

Batman elindeki ekonomik değerleri tüketen bir kent mi olacak, yoksa bunların üzerine yeni değerler üreten bir kent mi?

Bu sorunun cevabı yalnızca bir oda yönetiminin performansıyla açıklanamaz.

Bir kentin ekonomik gelişiminde merkezi yönetimden yerel yönetime, üniversiteden özel sektöre kadar birçok aktörün rolü var.

Ancak iş dünyasını temsil eden bir kurum olarak BATSO’nun da bu sürecin dışında kalması düşünülemez.

Bu nedenle yöneticilerin kenti ve ekonomiyi ne ölçüde doğru yönlendirdiği sorusu daha fazla tartışılıyor.

Çünkü Batman’ın sahip olduğu imkanlarla ulaştığı ekonomik seviye arasında büyük bir mesafe var.

Kişi başına GSYH’de 81 il arasında 76’ncı sıra.

Türkiye ortalamasının oldukça altında kalan kişi başına gelir.

Yüzde 9,6’lık resmi işsizlik.

Genç nüfusun beraberinde getirdiği istihdam ihtiyacı.

İhracatta henüz istenen seviyeye ulaşamayan yapı.

Buna karşılık petrol, tarım, sanayi, turizm, gastronomi ve bölgesel ticaret açısından önemli fırsatlar.

Bu tablo Batman’ın başarısız olduğu anlamına gelmez. Ancak kentin potansiyeli ile ekonomik çıktıları arasındaki farkın daha fazla tartışılması gerektiğini gösterir.

“Batman hak ettiği yerde değil” sözü de tam burada anlam kazanıyor.

Mesele daha fazla petrol çıkarmaktan çok, mevcut ekonomik gücü daha yüksek katma değere dönüştürmek.

Daha fazla genç çalıştırmaktan çok, gençleri nitelikli işlerde değerlendirmek.

Daha fazla ürün üretmekten çok, markalaşmak.

Daha fazla turist ağırlamaktan çok, Batman’ın tarihini, mutfağını ve kültürünü ekonomik bir değere dönüştürmek.

Ve yalnızca Batman için değil, bölgeyle birlikte büyümek.

Önümüzdeki BATSO seçimini önemli kılan da tam olarak bu.

Sandıkta bir oda yönetimi belirlenecek.

Ancak bunun yanında Batman’ın ekonomik öncelikleri, temsil anlayışı ve gelecek vizyonu da tartışılıyor.

Ferdi Kurt’un ortaya koyduğu 31 maddelik program; üretimden ihracata, lojistikten finansmana, sanayiden teknolojiye, turizmden gastronomiye kadar geniş bir alana yayılan önerileriyle bu tartışmaya somut başlıklar taşıyor.

Bölge odalarıyla işbirliği, gençlerin nitelikli istihdamı, Batman’ın yerel kaynaklarının markalaştırılması ve üretimin katma değerinin kentte tutulması gibi öneriler, programın ana eksenlerini oluşturuyor.

Sonuçta BATSO seçimi yalnızca bir başkanlık yarışı olarak değil, Batman ekonomisinin önümüzdeki dönemde hangi önceliklerle ele alınacağına ilişkin bir tartışma olarak da okunabilir.

Ferdi Kurt’un adaylığı, bu tartışmaya üretimi, markalaşmayı, ihracatı, gençleri, teknolojiyi ve bölgesel işbirliğini merkeze alan kapsamlı bir ekonomik programla giriyor.

Batman’ın ekonomik geleceğine ilişkin değişim tartışmasının en somut karşılıklarından biri de bu programın ortaya koyduğu yeni hedefler.

 

Ekoabori