Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Taçsız Kraliçe Ayşe Şan: Sürgünle yazılan bir biyografi

ŞERİFE DENİZ BULUT Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kürt müziğinin “Taçsız Kraliçesi”, ilk kadın dengbêjlerden Ayşe Şan için 17-18 Aralık tarihlerinde tiyatro, panel ve konserlerden oluşan iki günlük anma programı düzenliyor. Anma etkinlikleri, yalnızca bir sanatçıyı değil; kadın kimliğiyle müzik yapan bir öncünün sürgünle örülmüş hayatını yeniden hatırlatıyor. Kürt müziğinin hafızasında derin bir iz bırakan Ayşe Şan, […]

Taçsız Kraliçe Ayşe Şan: Sürgünle yazılan bir biyografi
  • 16 Aralık 2025 16:05

ŞERİFE DENİZ BULUT

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kürt müziğinin “Taçsız Kraliçesi”, ilk kadın dengbêjlerden Ayşe Şan için 17-18 Aralık tarihlerinde tiyatro, panel ve konserlerden oluşan iki günlük anma programı düzenliyor. Anma etkinlikleri, yalnızca bir sanatçıyı değil; kadın kimliğiyle müzik yapan bir öncünün sürgünle örülmüş hayatını yeniden hatırlatıyor.

Kürt müziğinin hafızasında derin bir iz bırakan Ayşe Şan, ya da bilinen adıyla Eyşana Kurd, 1938 yılında Diyarbakır’da, dengbêj bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Müziğin evin içinde bir miras, toplumda ise bir yasak olduğu yıllarda büyüdü. Daha çocuk yaşlarda sesiyle dikkat çekti; ancak kadın olması, bu sesin önündeki en büyük engeldi.

KADIN OLMANIN BEDELİ: SESSİZLİK, BASKI, SÜRGÜN

Ayşe Şan, sahneye ilk adımlarını kadın cemaatlerinde ilahiler söyleyerek attı. Fakat o dönemde Kürt toplumunda bir kadının şarkı söylemesi “ayıp” ve “günah” olarak görülüyordu. Bu bakış, Ayşe Şan’ı yalnızca toplumdan değil, ailesinden de uzaklaştırdı.

Baskılar onu Diyarbakır’dan kopardı. Gaziantep, İstanbul, Almanya, Bağdat ve İzmir… Hayatı boyunca birçok kentte yaşadı. Bu göç, bir tercih değil; kadın kimliği ve sanatı nedeniyle dayatılan bir sürgündü. Gittiği her yerde Kürtçe ve Türkçe şarkılar söyledi, radyolarda çalıştı, konserler verdi, kasetler yaptı. Ancak memleket hasreti, sesinin ayrılmaz bir parçası oldu.

ACIYI TÜRKÜYE DÖNÜŞTÜREN BİR HAYAT

Ayşe Şan’ın biyografisi, yalnızca bir sanat yolculuğu değil; aynı zamanda derin kayıpların hikâyesidir. 18 aylık kızı Şahnaz’ı kaybettiğinde, bu acıyı “Qederê” adlı eseriyle dile getirdi. Parça, kısa sürede Kürt müziğinin en yakıcı ağıtlarından biri haline geldi.

Annesine duyduğu bağlılık ise onun hayatındaki en güçlü bağdı. Annesinin ölümünden sonra yazdığı “Dayikê”, yalnızca bir ağıt değil; sürgünde bir kadının köklerine seslenişiydi.

YALNIZLIK VE VASİYET

Sanatı nedeniyle ailesinin büyük bir kısmı tarafından dışlanan Ayşe Şan, hayatının son yıllarını yalnız geçirdi. En büyük arzusu, öldüğünde Diyarbakır’a gömülmekti.

Ayşe Şan, 18 Aralık 1996’da İzmir’de kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Çok az kişinin katıldığı bir cenaze töreniyle İzmir’de toprağa verildi. Ardında ise sesi hâlâ yaşayan bir miras bıraktı.

29 YIL SONRA MEMLEKETE DÖNÜŞ

Ayşe Şan’ın naaşı, vefatından 29 yıl sonra İzmir’den Diyarbakır’a getirildi. 18 Haziran 2025 tarihinde Diyarbakır’a getirilen cenaze, Yeniköy Mezarlığı’nda defnedildi.

ANMA PROGRAMI

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen anma programı kapsamında;

Ayşe Şan’ın hayatını konu alan tiyatro oyunu sahnelenecek,

“Ayşe Şan’ın Müzik Hayatı” başlıklı panel düzenlenecek,

25 sanatçının sahne alacağı özel bir konserle Ayşe Şan’ın eserleri seslendirilecek.