Ekoabori

Memleketin “debdebe”leri…

 VEYSİ POLAT

Nasıl oldu da bu kadar değerlerden uzaklaşıldı?

Yaşanılan tanıklıklara artık akıl sır erdirmek mümkün…

 VEYSİ POLAT

Nasıl oldu da bu kadar değerlerden uzaklaşıldı?

Yaşanılan tanıklıklara artık akıl sır erdirmek mümkün değil.

Beynin de bir kapasitesi var.

Zorluyorsun, “yok ya” diyorsun, ama gözün gördüğü şahit istemez deyip hayıflanıyorsun.

Kişilik, önce aileden gelir.

Sonra yaşadığı ortamdan değişkenliğe bürünebilir.

Asil insanların kişiliği oturaklıdır.

Sonradan değişmez.

Eğip, bükülmez, servet dahi önüne döksen kendine de milletine de ihanet etmez.

İhanet etmek sadece Diyarbakırlıların deyimiyle “ajanlık” yapmak değildir.

Bazen bir makama gelir, bitmez sandığı gücün de etkisiyle bir nalına bir mıhına gider.

Bir şey anlamazsın.

Bazen gücü parada bulur.

Yine bitmez sandığı servetiyle konuşmaya başlar.

Oradan oraya kırk takla atar.

Ama nafile…

Giydiği bukalemun elbisesi onu her yerde ele verir.

Her yandan değen ışın yansıması gibi.

Gittiği her yerde bıraktığı izlenimin etkisini de götürür.

Yazık diyorum sadece.

Oysa değişmez değerler vardır.

Onu ne paranla ne makamınla değiştiremezsin.

Günün koşullarına göre dönüştüremezsin.

Bir gün devletçi, diğer gün “yurtsever” olamazsın.

Devran değiştiğinde, gün kendini yarına devrettiğinde sana “dün neredeydin” derler.

Tarihin kaydettiği arşivleri ortaya koyarlar, görüntünü önüne sererler dut yemiş bülbüle dönersin!

Allah kimseyi bu duruma düşürmesin…

Şimdi son günlerde sosyal medyada peş peşe paylaşımlar yapılıyor.

Bir kişi on yere girmiş çıkmış, saman altında su yürütenler gün yüzüne çıkmış, artık alenice, üstelik sırıtarak pozlar veriliyor.

Takke düşer, kel görünür misali.

Bu toplumun hafızası çok güçlüdür.

Bu hafıza ile alay edenler, günü geldiğinde feleğin silesini hep yemiştir.

Bu böyle biline.

Şimdi memleket ekonomik açıdan yangın yeri.

Yurttaşın cebi yanıyor!

Millet fakirleştikçe birileri adeta azıyor!

Ona da akıl sır erdirmek mümkün değil.

Her gün sosyal medyada hazin hikayeler, feryatlar, ağıtlar; insanı ağlatan ifadeler yayınlanıyor.

Kimin umurunda?

Çok azının…

İnsan olanın umurunda sadece.

Eskiden büyüklere, ninelere, dedelere saygı vardı.

Kimse anasını, babasını dünyaya getirenleri muhtaç etmezdi.

Kıymet verirdi…

Şimdi 80’lik dedeler çöplerde kağıt, naylon, satılacak kap kacak arıyor.

Ve sayıları gittikçe de artıyor.

Tüm bunlar karşısında hiçbir şey olmamış gibi memleket yerine sadece kendi egosunu ve çıkarını düşünenlere “debdebe” diyorum.

Gösteriş meraklısı, serveti bitmez, makamı gitmez gibi yaşayanlara, gömüleceğin iki metrelik çukurdaki toprağın daha değerli olmayacağını hatırlatmak istiyorum.

Şöyle bir hikaye var bu kişilik sahiplerine;

Çölde yürürken aniden idrarını boşaltır katır. Ve yerde biriken idrarın üstüne bir saman çöpü düşer. Onun da üzerine bir kara sinek konar. Etrafına şöyle bir bakar sinek. Kimseler olmayınca; “Denizlerin hakimi kaptan-ı deryayım” der.

İşte kibirlinin hali budur…

Allah kimseyi bu duruma düşürmesin…

Saygılarımla

 

Ekoabori