“Tekstil Bakanlığı kurulsun” « Ekoabori

“Tekstil Bakanlığı kurulsun”

Bu haber 12 Mart 2019 - 22:34 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Röportaj VEYSİ POLAT

Bünyesinde 30 dernek ve 9 bin 300 üye barındıran Moda ve Hazır Giyim Federasyonu’nun Başkanı Hüseyin Öztürk, sektörün yaşadığı bürokratik engellere karşı disiplinli bir yapı oluşturulması gerektiğini belirterek, Tekstil Bakanlığı önerisinde bulundu.

Türkiye’de toplam ihracatın yüzde 20’sini gerçekleştiren tekstil sektörünün başındaki isimlerden biri olan Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Öztürk, ülkedeki potansiyel ve sektördeki mevcut yatırımlar dikkate alınarak, Tekstil Bakanlığı kurulması önerisinde bulundu. 10-13 Temmuz 2019 tarihinde İstanbul’da yapılacak İFEXPO Hazır Giyim Fuarı hazırlıkları kapsamında TÜYAP Başkanı Bülent Ünal ile birlikte Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde incelemelerde bulunan Hüseyin Öztürk, sektörün sorunlarını ve mevcut durumunu Abori’ye değerlendirdi. Öztürk’e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

*Hüseyin Öztürk kimdir? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1964 yılında Kars’ta doğdum. 37 yıldır çorap üreticisiyim. Türkiye’de birçok dernek ve sivil toplum örgütünde kurucu başkan, yöneticilik yaptım, yapmaya devam ediyorum. Moda ve Hazır Giyim Federasyonu’nda 3 dönemdir başkanlık yapıyorum. TÜRKONFED Başkan Yardımcısıyım. Türkiye Organ Bağışına Evet Platformu’nun kurucusuyum. Çorap Sanayiciler Derneği’nin de 3 dönem başkanlığını yaptım. Topluma bir nebze olsun katkım faydam oluyorsa ne mutlu bana.

“Bölgenin genç nüfusu büyük avantaj”

* 2019’da yapılacak İFEXPO Hazır Giyim Fuarı hazırlıklarına Doğu ve Güneydoğu’dan başlamanızın özel bir sebebi var mı?

Öncelikle Türkiye, karma hazır giyimde Dünya’nın 7’nci üretici ülkesidir. Ancak Dünya’daki pazardan payını alma noktasında 3.4’tedir. Çok düşük bir oran. Dünyadaki yıllık hasılat 450 milyar dolar, bizim ki 17 milyar dolar. Tekstil, hazır giyim ve deri ayakkabı sektörünü ele aldığımızda yaklaşık 30 milyar dolar yapıyor. Bu da Türkiye’nin toplam ihracatında neredeyse yüzde 20’ye yakın bir marj oluşturuyor. Emeği çok olan ve kişi başı yatırımın en düşük olduğu sektördür. Karma hazır giyim sektörü büyük şehirlerde sıkıştı. Tasnifli hazır giyimin Anadolu’da istikrarlı kümelenmeyle sağlanması gerekiyor. Buna baktığımızda doğru adres; genç nüfusun fazla olduğu, göçün fazla olduğu, ekonominin de zayıf olduğu bölgeler olmalıdır. Bu bölgeler de Batman, Van, Mardin, Diyarbakır, Adıyaman gibi illerdir.

Sorunun temeline baktığımızda asıl neden bireysel ekonomik bağımsızlıktır. Yani kişi doyduğu yerde yerleşik düzenine sahip çıkıyor, aile oluyor, sorumluluğu ve aidiyet duygusu artıyor. Dolayısıyla bu kişinin başka yerlere göçme ya da istikrarsız davranma lüksüde olmuyor.

Yaptığımız fuar, hazır giyim ihracatını arttırma amaçlıdır. İhracatın artması için yeni yatırımcı ve girişimcilerin olması gerekir. Peki bu yatırımcılar nerede olmalı derseniz; Diyarbakır gibi kentlerde derim. Çünkü bölgeye sükunet gelir, istikrarlı bir istihdam sağlanır. Bu organizasyonun ilk adımını Diyarbakır’da atmamızın bir diğer sebebi ise; barışa katkı sağlayan bir sektör. İnsanlar arası iletişimde istihdamın çok büyük önemi var. Doğu Batı’ya aş için ekmek için üretiyor. Oysa biz moda ve hazır giyim federasyonu olarak Batı’yı Doğu’ya turistik amaçla getiriyoruz. Bu bölgeyi tanımasını istiyoruz.

Arkadaşlarımızın birçoğu Diyarbakır’a ilk defa geliyor. Gezdiğimiz fabrikaları görünce şaşırdılar ve hayran kaldılar. Bu fabrikaları ancak bu tür organizasyonlarla tanıtabiliriz. Aynı zamanda barış, kardeşlik, aidiyet ve sahiplenme gibi duyguları ancak böyle ortaya çıkarabiliriz. Bunun için Diyarbakır’dan sonra diğer kentlerde de organizasyonumuz Temmuz ayına kadar devam edecek.

 

* Moda ve Hazır Giyim Federasyonu hakkında bilgi verebiliri misiniz? Kaç dernekten oluşuyor, üyesi sayınız nedir?

 

30 dernek, 9 bin 300 üyemiz var. Türkiye’de ticari ve sektörel anlamda en gerçekçi federasyonlardan biriyiz. Federasyona başkan olmadan önce 11 dernek, bin 500 üye vardı.

 

“Tekstil Bakanlığı kurulmalı”

 

*Sektörün gelişimi için Tekstil Bakanlığı kurulması öneriniz var. Bunu biraz açar mısınız?

 

Bu sektör stratejik bir sektör. Otomobili saymazsak Türkiye’nin kendi öz kaynağıyla oluşturduğu geleneksel bir sektörünü ihracatçı bir sektör haline getiren bir yapıdır. Çok önemli bir istihdam sağlıyor. Çok kısa bir sürede insanlar mesleği öğrenebiliyor. Bu işin girişimcisini arttırmak gerekiyor. Bunun için de yatırımcıyı yormamak gerekiyor. Yatırımcı kapı kapı gezmek yerine tek kurumda toplanan ve doğru iletişimle bütün sorunlarını çözüp kendini geliştirebileceği bir yapı oluşturulmalıdır. Bizim aradığımız doğru bir disiplindir. Ama Türkiye’de bugün bakanlık sayısı düştü ve birleştirildi. Adına başka bir şey de denebilir. Bu sektörü stratejik olarak kabullenmeleri ve bir disiplinle sürdürülebilir olmasını sağlamalarını istiyoruz. Bu önerimizin arkasındayız. Tekstil Bakanlığı kurulmalıdır.

 

“Krizden sarsıldık, ayakta durmaya çalışıyoruz”

 

*Türkiye’de toplam ihracatın yüzde 20’sini gerçekleştiren tekstil sektörü, mevcut kur artışı, enflasyon ve iç piyasadaki durgunluktan nasıl etkileniyor?

 

Hazır giyim sektörü 80 sonrası hızlı gelişen ve Anadolu’daki göçü büyük şehirlerde kucaklayan önemli bir sektördür. Dolayısıyla o günden bugüne çeşitli krizlerle gelen, istihdam sağlayan, ayakta kalan sınırlı sayıda firmanın olduğu bir yapıya kavuştu. Burada en büyük sıkıntımız şu; ham maddeyi aldığımız kesim dolar kullanırken, ihracat yaptığımız kesim Euro kullanıyor.7/8 aylık süreçte kalite anlamında çok ciddi kayıplarımız var. Ham madde dolar bazlı artış gösterdi. En büyük riskimiz bu tür artışlarda alıcı fiyat indirimi istiyor. Bunlara rağmen ayakta kalmaya çalışıyoruz. Sarsıntı yaşadık, etkilendik.

Sektörün avantajları var. Genç nüfusa sahip olduğumuz bu ülkede potansiyelimiz var. Doğru iletişim ve doğru yatırımlarla bu sektörü daha da yukarı taşıma imkanımız var.

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.