DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
SON DAKİKA
hava
şimşek yapı Dimer yesilambalaj2023
Google News

Ressam Melis Doğan: Diyarbakır’da insanların yüzünde acı var

Son Güncelleme :

13 Ekim 2022 - 11:37

Ressam Melis Doğan: Diyarbakır’da insanların yüzünde acı var

Henüz 9 yaşındayken resim yapmaya başlayan Melis Doğan, büyüyüp meslek sahibi olunca kendini dezevantajlı olarak gördüğü çocukların hayalini birlikte resmetmeye, sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeye adadı. Pek çok eseri büyük ilgi gören Melis Doğan’ın son projesi, Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ne bağlı Kumrucuk Köyü İlkokulu oldu. Kendi imkanları ve sponsor desteği ile resim malzemelerini temin ederek, köy okulunda öğrencilerle resim yapan Melis Doğan, hayat hikayesini, Diyarbakır’a geliş sürecini ve kent izlenimlerini Independent Türkçe’ye anlattı.

*Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Melis Doğan kimdir?
6 Mayıs 1994 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldim. Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi mezunuyum.

*Resim yapmaya merakınız ne zaman ve nasıl başladı?
Her çocuk gibi aslında resim yapmayı seviyordum 9 yaşındayken Hacettepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi eski Dekanı Hüsnü Dokak’a çalışmalarımı içeren bir mail atmıştım. Çok beğenmiş ve üniversiteye davet etmişti çizimlerimle birlikte. İlk elimden tutan o oldu. Onun gözetiminde, atölyelerinde çalışmaya başladım, sonra ilerlettim. Artık 17 yaşına geldiğimde kararımda nettim. Bu bir hobi olarak kalmayacaktı benim hayatımda. Bir meslek olacaktı. Bunun üzerinden gitmeliydim. Sadece basit bir resim yapmak değil sanatçı kişiliği ile de bütünleşmek istediğim ortadaydı.
Ben sadece resim yapmıyorum. Her resmin bir hikayesi var. Anektodlar alıyorum, şiir de yazıyorum.

*Resim tekniği olarak ne kullanıyorsunuz, çizim yaparken ilham kaynağınız nedir?
Çağdaş sanatçıyım. Normalde sürrealist fantastik reelizm kapsamına giriyor çalışmalarım. Boya anlamında her türlü malzemeyi değerlendiriyorum. Yağlı boya eserlerim de var akrilik de. Miksmedya denilen, karışık tekniklerle çalıştığım eserlerim de var. Aslında hikayeler beni nereye götürürse o şekilde malzemeler de peşi sıra gelişiyor.
Eserlerim genelde çevremde tanıklık ettiğim insanların hayat hikayelerini konu ediyor veya kendi hayatımdan kesitler oluyor. Önce bunları kaleme alıyorum. Önce şiirlerini, anektodlarını veya hikayelerini yazıyorum. Daha sonra bunun ezkizini alıyorum. En son tualin karşısına geçtiğimde renklerle bütünleştiriyorum. Her eserimin yaşanmışlık hikayesi var.

*Sizi Diyarbakır’a getiren süreç nasıl gelişti, anlatabilir misiniz?
Daha önce sosyal medya üzerinden Diyarbakır’daki okulları, çocukları takip ediyordum. En büyük hayalim; Diyarbakır, Urfa, Mardin gibi şehirlerde sosyal sorumluluk projesi geliştirip sanatı aşılamaktı. Hatta büyük bir hayalim var; yine Diyarbakır, Urfa, Mardin fark etmez orada bir sanat okulu açmak ve burada çocuk ve kadınların hayallerinin peşinden koşmasını sağlamak istiyorum. Yani imkansızlıkların değil sadece hayal ettikleri şeyin peşinden koşmasını istiyorum. Bu süreçte Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ne bağlı Kumrucak Köyü İlkokulu’ndan bir öğretmenle diyaloğum gelişti. Yaptığım bir eseri okul için satın almak istediğini söyledi. Ben de eserimi satmayacağımı ancak okula hediye etmek istediğimi söyledim. Daha sonra telefonla öğrencilerle görüşürken, okula davet edildim. Aslında benden önce eserim Diyarbakır’a geldi. Daha sonra da okulu ziyaret etme, öğrencilerle hayallerini birlikte resmetmeye karar verdim. Bizim örf ve adetlerimizde eli boş gidilmez. Diyarbakır’a gelmeye karar vermişken, öğrencilerle birlikte resim yapmak için gerekli malzemelerin tedariği gerekliydi. Öğrencilerin, renklere, boyaya, malzemelere doymasını istedim. Kendi bütçemin üzerinde olacağı için bunu için sponsor gerekliydi. 7-8 ay çok uğraştım. Bazen sonuç alır gibi oldum, bazen yarı yolda bıraktılar. Ama sonuçta başardım. Çalıştığım firmam sponsor oldu ve öyle Diyarbakır’a geldi.

*İlk kez geldiğiniz Diyarbakır’ı nasıl buldunuz? İzleniminiz nedir ve kenti nasıl resmetmek istersiniz?
Buraya gelirken aklımdaki tek şey Diyarbakır’ın güzelliklerini resmetmekti. İnsanlara o güzelliği aşılayıp, eserlere baktıklarında Diyarbakır’ı ziyaret etme isteği uyandırmaktı. Ama şu anda evet güzellikler var ama bunun yanında geçmişe ait bazı acılar da var. İnsanların yaşadığı acı ve izleri görmemek mümkün değil. Geçmişteki izlere rağmen güzelliklerin kaybolmadığını vurgulamak istiyorum.
Bu kente son gelişim değil. Daha büyük bir projeyle gelip gerçekten insanların eserlerimden çok Diyarbakır’ı konuşacağı bir iş yapmak istiyorum.
Diyarbakır’da evime gelmiş gibi hissettim. İnsanları çok sıcak kanlı. Kültürü, dokusu, havası muazzam bir şehir.