Ekoabori

Bayram gitti, şehir kaldı

VEYSİ POLAT

Bayram bitti.

Şimdi Diyarbakır yeniden kendi sesine dönüyor.

Otogarların kalabalığı dağıldı.

Bay…

VEYSİ POLAT

Bayram bitti.

Şimdi Diyarbakır yeniden kendi sesine dönüyor.

Otogarların kalabalığı dağıldı.

Bayram ziyaretleri için memlekete gelenler birer birer yola çıktı.

Çocukların yeni ayakkabıları eskimeye başladı.

Mezarlıklarda okunan dualar gündelik hayatın gürültüsü içinde yavaş yavaş uzaklaştı.

Şehir, birkaç günlüğüne ara verdiği hayatına yeniden dönüyor.

Belki de bayramların en hüzünlü yanı budur.

Gelirken umut getirirler, giderken eksiklik bırakırlar.

Bayram boyunca Diyarbakır’ın sokaklarında dolaşanlar aynı manzaraya tanıklık etti.

Uzun zamandır görüşmeyen akrabalar aynı sofrada buluştu.

Yıllardır büyük şehirlerde çalışan gençler çocukluklarının geçtiği mahallelere döndü.

Yaşlı anneler, babalar birkaç günlüğüne de olsa evlerinin yeniden dolduğunu gördü.

Sonra herkes gitti.

Şimdi birçok evde aynı sessizlik dolaşıyor.

Bir annenin mutfakta fazladan tabak çıkarmadığı ilk gün…

Bir babanın otogar dönüşü eve daha yavaş yürüdüğü akşam…

Bir çocuğun birlikte oynadığı kuzenlerini özlediği saatler…

Bayramın geriye bıraktığı şey yalnızca anılar değil, biraz da boşluk oluyor.

Diyarbakır bu duyguyu iyi bilir.

Çünkü bu şehir yıllardır göç veriyor.

Ekmeğin peşinden gidenler, iş bulmak için başka kentlere yerleşenler, eğitim için ayrılanlar…

Bayramlar, yılın geri kalanında birbirinden uzak yaşayan insanların kısa süreliğine yeniden aynı fotoğrafın içine girebildiği zamanlardır.

O yüzden burada bayramın bitişi takvim yapraklarından daha fazlasını anlatır.

Bir vedayı anlatır.

Ama bayramın ardından geriye yalnızca özlem kalmıyor.

Hayatın gerçekleri de yeniden kapıyı çalıyor.

Esnaf dükkânını açıyor.

Çiftçi tarlasına dönüyor.

İşçi sabah servisini bekliyor.

Memur ay sonunu hesaplıyor.

Birkaç günlüğüne ertelenen ekonomik sıkıntılar yeniden masanın üzerine geliyor.

Bayram boyunca kurulan sofraların yerini geçim hesapları alıyor.

Çünkü bugün insanların en büyük gündemi hâlâ hayat pahalılığı.

Belki de bu yüzden bayramlar artık yalnızca dini ve kültürel bir buluşma değil; aynı zamanda nefes alma molasına dönüşmüş durumda.

İnsanlar birkaç günlüğüne dertlerini askıya alıyor.

Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Fakat bütün bunlara rağmen Diyarbakır’ın sahip olduğu bir şey var:

İnatçı bir dayanışma duygusu.

Bu şehir nice zor zamanlar gördü.

Yas gördü, göç gördü, yoksulluk gördü.

Ama her defasında yeniden ayağa kalkmayı başardı.

Bayramlar gelip geçiyor.

Kalabalıklar dağılıyor.

Otobüsler uzaklaşıyor.

Ama geride kalan şehir, bütün yorgunluğuna rağmen yaşamaya devam ediyor.

Ve belki de Diyarbakır’ın en güçlü tarafı tam da burada saklı:

Gidenlerin ardından üzülse de hayatı yeniden kurabilmesinde.

Bayram gitti.

Ama şehir kaldı.

Ve şimdi herkes, bir sonraki bayrama kadar kendi hikâyesini yaşamaya devam edecek.

Ekoabori