Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Bir takım ve ötesi; Kürtlerin Barcelonası

“Uzun yıllar kendi memleketimde oynamak istiyordum ancak kısmet olmadı. Amedspor benim evim, çok rahatım.” Şehmus Özer, böyle diyordu röportaja başlarken. O dönem Diyarbakır’da 150-200 kişinin stada gidip yeşil kırmızılı takımın maçlarını izlediği dönemdi. Tarih 22 Ocak 2015. Bir yanda Amedspor, diğer yanda kupa maçında İstanbul’da Türkiye’nin en büyük üç takımından biri olan Galatasaray. Düdük çaldı […]

Bir takım ve ötesi;  Kürtlerin Barcelonası
  • 4 Mayıs 2024 22:32
  • 4 Mayıs 2024 22:34

“Uzun yıllar kendi memleketimde oynamak istiyordum ancak kısmet olmadı. Amedspor benim evim, çok rahatım.”
Şehmus Özer, böyle diyordu röportaja başlarken.
O dönem Diyarbakır’da 150-200 kişinin stada gidip yeşil kırmızılı takımın maçlarını izlediği dönemdi.
Tarih 22 Ocak 2015.


Bir yanda Amedspor, diğer yanda kupa maçında İstanbul’da Türkiye’nin en büyük üç takımından biri olan Galatasaray.
Düdük çaldı ve maç başladı.
Amedspor yönetimi ve ekranlarda maçı izleyen sporseverler şaşkındı.
Herkes ev sahibi takımın yedeklerle sahaya çıkacağını beklerken, aksi bir durum yaşanmıştı.
Sahada kim yok ki?
Bruma, Sneijder, Alex Telles, Pandev…
Bir de Türk futbolcular var; Olcan Aydın, Selçuk İnan, Yekta Kurtuluş, Umut Bulut, Emre Çolak, Sabri Sarıoğlu.
İçinden yabancıları çıkarsan geriye Türkiye A Milli Takımı kalıyor.
Düdük çaldı ve müsabaka başladı.
Sahada mücadeleci bir takım vardı.
Ercan Çapar füzesiyle 1-0 öne geçti. 90+4’te Yusuf Yağmur kafa golüyle skoru belirlerken herkes yine şaşkındı.
Türkiye kamuoyu bu ismi ilk kez o gün duydu.
Ancak gündeme gelen konu GS’nin bir 2. Lig takımına yenilmesi değil, soyunma odasına gitmeden objektiflere verilen ve kamuoyuna “Öcalan pozu” olarak nitelendirilen kimi “yandaş” medyanın saptırması vardı.
İşte Abori, o dönem Amedspor’a konuk oldu.
Karşımda çok hazin bir şekilde ayrılan kaptan Şehmus vardı.
Diğer emektarlar Yusuf Yağmur ve Abdullah Çetin’le karşımda çocukluk takımım Galatasaray’ı yenen cengaverlerin yanı başındaydı.
O dönem hem kaptan hem de 14 kez fileleri havalandıran bir gol kralıydı Şehmus Özer.
Futbol deneyimi hayli fazla.
Akhisar Belediyespor, Mersin İdman Yurdu, Altay, Karşıyaka, Malatya ve daha birçok takım forması altında 20 yıldan fazla ter dökmüştü.
Son tercihi ise futbol hayatına başladığı memleketinin adını taşıyan Amedspor’du.
Altay’da sözleşmesi bitince tereddütsüz Amedspor’a imza attığını anlatıyor. Takım hocası İsmet Taşdemir ile bir dönem aynı takımda top koşturduğundan söz ediyor.
Sonra şöyle devam ediyordu Abori mikrofonuna;
“İsmet abi ile aynı takımda top koşturmuş olsak da o benim hocam ve büyüğüm. Onun taktiklerini en iyi şekilde uygulamaya çalışıyoruz. Uzun yıllar kendi memleketimde oynamak istiyordum ancak kısmet olmadı. Amedspor benim evim, çok rahatım.”
Yıllar sonra ismi verilen tesis içindeki idman sahasının ortasında röportaj yaparken yine rahatız.
Apo, Melo ile ikili mücadeledeki sinirini, Yusuf 90+4’te gelen final golünü ve sonrasında spontane gelişen el bağdaşı pozunu anlatıyor.
Daha sonra teknik direktör İsmet, eş başkanlar İhsan Avcı ve Ayten Tekeş’le buluşuyoruz.
Herkesin gündemindeki soruyu İhsan Avcı’ya da yöneltiyorum;
“GS demişken Türkiye Kupası’nda 2-0’lık galibiyetinizle herkesi şaşırttınız. Neler söylemek istesiniz o maçla ilgili?

İhsan Avcı: Maça rahat çıktık. Grubumuzda iddialı değildik ancak yine de bölgeyi temsil edecek bir spor görüntüsü vermek istedik. İlk 11’ler açıklandığında GS olağan kadrosuyla çıktı. Biz ise lig maçları nedeniyle 4-5 eksikle çıktık. Daha maç başlamadan tribünde Ali Dürüst Bey’le sohbet ederken ‘Neden aslarla çıktınız? Sahadaki 11’inizin değeri nedir?’ dedim. ‘176 milyon euro’ dedi.

“Sizin takımın değeri nedir?”
2 milyon 800 bin TL… Ama yeneceğimizi hiç düşünmediler.”


O günden bugüne Amedspor, mücadeleci ruhundan vaz geçmedi.
Sahada hakem ve ırkçı futbolcularla, tribünde küfür eden taraftarlarla, masa başında ceza kesen PFDK ve Merkez Hakem Kurulları’yla, siyasette kimi kafatasçı siyasetçilerle mücadele etti.
Futbolun sadece parayla kazanılamayacağını gösteren Amedspor’un biletini kesmek istediler.
Kimi zaman tesisin suyunu, elektriğini, doğalgazını kesmeye geldiler, kimi zaman bilet ve sponsorlar dışında geliri olmayan takıma yasal zorunluluk olmasına rağmen kayyum dönemlerinde para desteğini.
Futbolcularını sahada dövdüler, yöneticilerini tribünlerde linç ettiler.
Ama pes etmedi Amedspor.
Siyasi baskılardan dolayı belki de eşbaşkanlık sistemini askıya aldı sadece.
Onun dışında STK’lar kenetlendi, taraftarlar harçlıklarını bilete çevirdi, halk kenetlendi ve ortaya şampiyonluk kupası geldi.
Diyarbakır’ın takımı aslında İspanya’da Barcelona etrafında kenetlenen Katalanları anımsattı.
Amedspor, kent takımı olmaktan çıktı Kürtlerin Barcelonası haline geldi.