Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Ünlü ekonomistten uyarı: Reform gelmezse kriz derinleşir!

Haber Abori Sözcü Gazetesi’nden Sayime Başçı’ya konuşan Massachusetts Institute of Technology (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, “Ekonomik resesyonun ortasındayız ve kolay bitecek bir şeye de benzemiyor. Yapısal problemler bunlar. Adım atılırsa gelecek 20 yılı da, şu dönemi de çözer” diye konuştu. Haftayı yeni bir kur dalgası ile kapatan Türkiye ekonomisi, yeni krizle karşı karşıya. Cuma […]

Ünlü ekonomistten uyarı: Reform gelmezse kriz derinleşir!
  • 24 Mart 2019 11:49
  • 24 Mart 2019 11:50

Haber Abori

Sözcü Gazetesi’nden Sayime Başçı’ya konuşan Massachusetts Institute of Technology (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, “Ekonomik resesyonun ortasındayız ve kolay bitecek bir şeye de benzemiyor. Yapısal problemler bunlar. Adım atılırsa gelecek 20 yılı da, şu dönemi de çözer” diye konuştu.

Haftayı yeni bir kur dalgası ile kapatan Türkiye ekonomisi, yeni krizle karşı karşıya. Cuma günü dövizdeki yükseliş trendini değerlendiren ve politik ekonomi alanındaki çalışmalarıyla dünyada en çok alıntı yapılan ilk 10 ekonomist arasında gösterilen Daron Acemoğlu’nu değerlendirmeleri şöyle:

“Cari açık olunca, sermayede gelmeyince tabii ki kur artar. O kadar az gelen sermaye kaldı ki. Onları da korkuttuğun anda tabii ki para çekiliyor, kur artıyor. Yabancı sermayenin hepsi çıkmaz ama daha az gelir. Bu yüzden de cari açığı kapatmak daha zor olur. Şu anda ekonomi resesyona girince ithalat düştüğü için cari açık biraz daralıyor. Ama Türkiye’ye gelen para azalacak.

Demokratik rejimlere geçişte kişi başı gelir yüzde 25 artıyor. Çünkü ülkeye yatırım geliyor. Diktatörlükte ise yatırımları kendi iş adamlarına veriyor. İkincisi demokrasilerde vergi gelirleri artıyor ve bunlar eğitim, sağlık gibi alanlarda yatırıma gidiyor. Diktatörlükte vergiler artırılamıyor çünkü diktatör kendi adamlarından vergi isteyemez. Şimdi Çin gibi ülkelerden ya da bazı insanlardan gelen ‘Diktatörlük ve kuvvetli liderler iyidir’ görüşü var ama hayır daha önemli olan siyasi rekabet, doğru kurumsallaşma ve kurumsallaşan karar mekanizmaları.

Türkiye’de kaydedilen büyümenin kaliteli büyüme olmadığı kesin. Eğitim ve sağlıkta 2006 yılına kadar olan adımlar geri gidiyor. İnşaat sektörü büyüyor. Peki bu nereden geliyor? Bir tek kredi var. Kredi veriyoruz, tüketim artıyor. Sanayiye yatırım yok. Sanayiye yatırım olmayınca faktör verimliliği artmıyor. Yüksek kaliteli büyüme teknolojiyi, krediyi doğru kullanmakla gelir.”