VEYSİ POLAT
Temmuz ayı, milyonlarca insan için dinlenme, nefes alma ve tatil planı anlamına geliyor. Aynı günlerde bir meslek grubu ise bilgisayar ekranının başında beyanname yetiştirme telaşıyla geceyi gündüze katıyor. Onlar mali müşavirler ve muhasebeciler…
Türkiye’de “mali tatil” olarak adlandırılan dönem, uygulamada çoğu meslek mensubu için en yoğun çalışma zamanlarından birine dönüşüyor. Gelir vergisi, kurumlar vergisi, e-defter işlemleri, SGK bildirimleri, elektronik sistemler ve sürekli değişen mevzuat arasında sıkışan mali müşavirler, her geçen yıl daha ağır bir iş yüküyle karşı karşıya kalıyor.
Diyarbakır Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın düzenlediği “Yeni E-Beyan Mevzuatı” semineri, aslında yıllardır dile getirilen sorunların bir kez daha yüksek sesle ifade edildiği önemli bir platform oldu.
Oda Başkanı Amine Demir Çoban’ın konuşması, yalnızca bir seminer açılış konuşması olarak okunmamalı. Bu açıklamalar, Türkiye’de binlerce mali müşavirin ortak talebini yansıtıyor.
Çoban, gelir vergisi, kurumlar vergisi ve e-defter süreçlerinin meslek mensupları açısından zaten son derece yoğun geçtiğini hatırlatarak, oda olarak yaşanan sorunları sürekli ilgili kurumlara taşıdıklarını söyledi.
Mali tatilin işlevini yitirdiğini vurgulayan Çoban, bu dönemde karşıt incelemelerin gönderilmemesi ve mali tatilin gerçek anlamda uygulanabilmesi için TÜRMOB nezdinde girişimlerde bulunduklarını ifade etti.
Belki de en dikkat çekici eleştirisi ise yeni e-beyan sisteminin zamanlamasına yönelikti.
“Mali tatilin amacı meslek mensuplarının iş yükünü hafifletmek ve dinlenme hakkını korumaktır. Böylesine yoğun bir dönemde yeni bir e-beyan uygulamasının yürürlüğe alınması mali tatilin ruhuyla bağdaşmıyor” sözleri, aslında mesleğin içinde bulunduğu tabloyu tek cümlede özetliyor.
Haklı bir serzeniş…
Çünkü son yıllarda mali müşavirlik, yalnızca muhasebe kayıtlarının tutulduğu bir meslek olmaktan çok daha öteye geçti.
Bugün bir mali müşavir; vergi uzmanı, mevzuat takipçisi, danışman, bilişim kullanıcısı, finans yöneticisi ve kriz çözücüsü olarak görev yapıyor.
İş dünyasında yaşanan her yeni düzenleme önce onların masasının üzerine geliyor.
Üstelik mevzuat değişiklikleri artık istisnai bir durum olmaktan çıktı.
Neredeyse her hafta yayımlanan tebliğler, genelgeler, kılavuzlar ve elektronik sistem güncellemeleri nedeniyle mali müşavirler sürekli yeni kurallara uyum sağlamak zorunda kalıyor.
Bir uygulama öğreniliyor, kısa süre sonra yeni bir düzenleme geliyor.
Ardından başka bir sistem devreye giriyor.
Bu döngü hiç bitmiyor.
Dijital dönüşüm elbette kamu hizmetlerinin hızlanması açısından önemli.
Elektronik beyan sistemleri geleceğin bir parçası.
Ancak dijitalleşmenin başarısı yalnızca yeni sistem kurmakla ölçülemez.
O sistemin sahada uygulanabilir olması, kullanıcıların hazırlanmasına fırsat verilmesi ve geçiş takviminin gerçek çalışma koşulları dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.
Aksi halde teknoloji kolaylık sunmak yerine yeni bir stres alanına dönüşüyor.
Mali müşavirlerin yaptığı en küçük hata, yalnızca bir evrak eksikliği olarak kalmıyor.
Vergi cezaları, idari yaptırımlar ve mükelleflerin yaşayacağı ciddi mağduriyetler doğabiliyor.
Bu nedenle omuzlarındaki sorumluluk, birçok meslek grubundan daha ağır.
Toplum, mali müşavirleri çoğu zaman beyanname dönemlerinde hatırlıyor.
Oysa yıl boyunca binlerce işletmenin ayakta kalması, vergi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve ekonomik hayatın düzen içinde işlemesi için görünmeyen büyük bir emek harcanıyor.
Diyarbakır’dan yükselen bu çağrı yalnızca bölgenin sesi olarak görülmemeli.
Başkan Amine Demir Çoban’ın dile getirdiği talepler, Türkiye’nin dört bir yanında aynı yoğunluğu yaşayan mali müşavirlerin ortak beklentisi niteliğinde.
Artık mali tatil, yalnızca takvimde yazılı birkaç haftalık bir ifadeden çıkarılmalı; gerçek anlamda dinlenme hakkını güvence altına alan bir uygulamaya dönüşmeli.
Yeni sistemler ise meslek mensuplarının görüşleri alınarak, eğitim süreçleri tamamlandıktan sonra hayata geçirilmeli.
Ekonominin görünmeyen yükünü taşıyan mali müşavirler, yıllardır aynı çağrıyı yineliyor. Diyarbakır’dan yükselen bu sesin bu kez gerçekten duyulması gerekiyor.
