Türkiye’nin sanayi yapılanmasını yeniden şekillendirmeyi amaçlayan ve 13 ilde toplam 16 “mega endüstriyel bölge” kurulmasını öngören Sanayi Alanları Master Planı hazırlanırken, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Kaya, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin plan dışında bırakılmasını sert sözlerle eleştirerek, bunun hem ekonomik hem de sosyal açıdan ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.
Kaya, yaptığı değerlendirmede, son 60 yıldır uygulanan teşvik politikalarının yatırımları ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara gibi gelişmiş illere yönlendirdiğini belirtti. Bu politikaların bölgesel eşitsizliği derinleştirdiğini ifade eden Kaya, “Doğu ve Güneydoğu’daki 29 il, toplam teşviklerden yalnızca yüzde 10 pay aldı. Bunun sonucunda bölgeden yoğun göç yaşandı. Kalkınmışlık farkı azalmadı, aksine daha da arttı” dedi.
“PLAN KAPSAMINDAKİ İLLER YAŞLANIYOR, GÖÇ VERİYOR”
Sanayi Alanları Master Planı kapsamına alınan 13 ilin demografik yapısına da dikkat çeken Kaya, bu illerde yaş ortalamasının 35’in üzerinde olduğunu söyledi. 15-24 yaş arası genç nüfus oranının yüzde 14 seviyesinde kaldığını ve söz konusu illerin göç verdiğini belirten Kaya, ayrıca bu illerin çoğunun 1., 2. ya da 3. deprem kuşağında yer aldığını ifade etti.
Buna karşılık Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin genç nüfus açısından önemli bir avantaja sahip olduğunu vurgulayan Kaya, şu bilgileri paylaştı:
“Diyarbakır 2. deprem bölgesinde yer alıyor. Şanlıurfa ve Mardin 3. deprem bölgesinde bulunuyor. Bölge genelinde yaş ortalaması 23 ile 26 arasında değişiyor. 15-24 yaş arası nüfus oranı yüzde 20’nin üzerinde seyrediyor.”
Kaya, genç nüfusun üretime ve sanayiye kazandırılmaması halinde bunun uzun vadede ekonomik ve toplumsal riskler doğuracağını söyledi.
“YATIRIMSIZLIK GÖÇÜ VE BEYİN KAYBINI ARTIRACAK”
Bölgenin yatırım dışında bırakılmasının olası sonuçlarına dikkat çeken Kaya, şunları kaydetti: “Genç nüfusun iş bulamaması göçü hızlandıracak. Tarım ve hayvancılık zayıflayacak. Eğitimli gençler başka illere ya da yurtdışına gidecek, beyin göçü artacak. Bölgedeki sanayiciler teşviklerden yararlanabilmek için İç Anadolu gibi bölgelere yönelmek zorunda kalacak. Bu da bölgeler arası kalkınmışlık farkını daha da derinleştirecek.”
Kaya, yatırım politikalarının bölgesel denge gözetmeden uygulanmasının, uzun vadede sosyal riskler ve ekonomik kırılganlık yaratacağını vurguladı.
“IRAK VE SURİYE PAZARINA YAKINLIK STRATEJİK AVANTAJ”
Açıklamasında uluslararası ticaret dengelerine de değinen Kaya, Avrupa’nın yeni ticaret rotaları oluşturduğunu ve Türkiye’nin ihracatında yüzde 40’tan fazla paya sahip olan Avrupa’nın birinci ticari partner konumunun zayıflayabileceğini söyledi. Bu noktada Irak ve Suriye sınırına yakın Doğu ve Güneydoğu illerinin stratejik önem taşıdığına işaret eden Kaya, “Bölge ihracatının yüzde 55’i Irak’a yapılıyor. Suriye’de kalıcı barış sağlanması halinde ihracatın 15 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor. Bu potansiyel göz ardı edilmemeli” dedi.
Kaya, sınır ticaretinin ve bölgenin lojistik avantajlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, yeni sanayi yatırımlarının bu perspektifle planlanmasının hem bölgeye hem de Türkiye ekonomisine katkı sunacağını ifade etti.
“KALKINMA GÖÇLE DEĞİL, YERİNDE YATIRIMLA SAĞLANMALI”
DTSO Başkanı Mehmet Kaya, çözüm önerilerini de kamuoyuyla paylaştı. Limana uzaklık dezavantajına rağmen sınır ticareti avantajının değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, Irak ve Suriye pazarına yakın bölgelerde sanayi altyapısının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Teşvik politikalarının genç nüfusun yoğun olduğu bölgelere yönlendirilmesi gerektiğini belirten Kaya, kalkınmışlık farkının göçle değil, yerinde yatırım politikalarıyla azaltılabileceğini ifade etti.
Kaya, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun üretim kapasitesi, genç nüfusu ve stratejik konumuyla Türkiye ekonomisine güçlü katkı sunabilecek potansiyele sahip olduğunu belirterek, Sanayi Alanları Master Planı’nın bölgesel eşitlik ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
