Ekoabori

Diyarbakır’dan Kobanê’ye: Vicdan kontrol noktasında!

VEYSİ POLAT

Diyarbakır dayanışmayı bilir

Diyarbakır, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremin en ağır yaral…

VEYSİ POLAT

Diyarbakır dayanışmayı bilir

Diyarbakır, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremin en ağır yaraladığı kentlerden biriydi.

Yaklaşık 500 insanını toprağa verdi.

Binlerce bina hasar gördü, oturulamaz hale geldi.

Soğuk kış günlerinde, geceleri ayazın sıfırın altına düştüğü saatlerde insanlar haftalarca parklarda, bahçelerde, açık alanlarda yaşamak zorunda kaldı.

Ama Diyarbakır sadece yıkımın, acının ve kaybın kenti olmadı.

Aynı zamanda dayanışmanın, kolektif vicdanın ve halk iradesinin de kenti oldu.

O günlerde 100’ü aşkın sivil toplum örgütü bir araya gelerek Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu’nu kurdu.

Devletin geç kaldığı, kurumların aksadığı, koordinasyonun çöktüğü bir tabloda; halk kendi kaderini kendi elleriyle ördü.

Mahallelerden depolara, parklardan aşevlerine uzanan bir dayanışma ağı kuruldu.

Diyarbakır önce kendine yetti, sonra yıkıma uğrayan kentlere el uzattı.

Bu, dünyaya örnek olacak bir şeydi.

Sessiz, reklamsız, kamerasız ama onurlu bir dayanışma.

Bugün aynı ağ, aynı vicdan, aynı refleks Rojava için devrede.

Suyu ve elektriği kesilen, altyapısı çöken, soğukla ve yoksullukla baş başa bırakılan Kobanê için…

Soğukta, karanlıkta beş çocuğun hayatını kaybettiği bir kent için…

Süt, çocuk maması, çocuk bezi…

Kadın hijyen malzemeleri…

Yatak, battaniye, ısıtıcı…

Bunlar lüks değil.

Bunlar siyaset değil.

Bunlar insanın en temel ihtiyaçları.

Yardımlar tırlara yüklendi.

İki gün içinde 25 tır dolusu insani yardım Diyarbakır’dan yola çıktı.

Dünyanın en büyük uluslararası örgütlerinden biri olan Birleşmiş Milletler’in ancak 13 tır gönderebildiği Kobanê’ye, Diyarbakır iki günde bunun neredeyse iki katını hazırladı.

Bu, halkların dayanışmasıdır.

Bu, sınırları aşan bir vicdandır.

Ama Suruç otobanına kadar…

Gişeler geçildi, yol açıktı.

Ve sonra “anormallik” başladı.

Görev alanı olmamasına rağmen bir trafik aracı konvoyun önünü kesti.

İnsani yardım taşıyan tırlar durduruldu.

Heyetteki insanlar şaşkındı.

Çünkü taşınan şey silah değildi.

Bomba değildi.

Bir tehdit hiç değildi.

Süt vardı.

Mama vardı.

Soğuktan korunmak için battaniye vardı.

Ama muamele, sanki ölüm taşınıyormuş gibiydi.

Bu kabul edilemez.

Çocukların açlıktan ve soğuktan öldüğü bir yerde, insani yardımın saatlerce, günlerce bekletilmesi bir “bürokratik işlem” değildir.

Bu, doğrudan bir tercihtir.

Ve her tercihin bir sonucu vardır.

Bugün o tırlar orada beklerken,

Kobanê’de insanlar hâlâ aç.

Çocuklar hâlâ soğukta.

Anneler hâlâ çaresiz.

Bu tablo karşısında susmak, tarafsızlık değildir.

Bu, suça ortaklıktır.

Diyarbakır, depremde öğrendiğini şimdi bir kez daha hatırlatıyor:

Dayanışma engellenemez.

Vicdan durdurulamaz.

Ama bu ülkenin yetkilileri de şunu bilmelidir:

İnsani yardımı durdurmak, bir güvenlik meselesi değil; bir insanlık sınavıdır.

Ve bu sınavda kimin nerede durduğunu herkes görüyor.

Diyarbakır görüyor.

Kobanê görüyor.

Ve tarih de notunu alıyor.

Ekoabori