VEYSİ POLAT
Merkez Hakem Kurulu mu demeli, yoksa sahada başka bir akıl mı var?
İnsan bazen izlediği maçın futbol olduğuna kendini inandırmakta zorlanıyor.
Geçen hafta Sakaryaspor karşısında çalınmayan düdükler, dün Sarıyer SK deplasmanında kolayca çıkan kartlar…
Bir takım düşünün.
Sahada 11 kişi mücadele ediyor ama karşısında görünmez bir 12’nci adam var.
Bu ne tribün ne de rakip kulüp.
Bu adam, düdüğün ta kendisi.
Bu sadece bir futbol meselesi değil.
Bu, bir kentin umudunun, bir halkın Süper Lig hayalinin milyonların gözü önünde lime lime edilmesidir.
Amedspor’dan söz ediyoruz.
Sadece Diyarbakır’ın değil, dünyanın dört bir yanında milyonların gönlünde yer edinmiş bir takım.
Almanya’da, Fransa’da, İsveç’te, İstanbul’da, İzmir’de…
Nerede bir Amedspor taraftarı varsa orası tribündür.
Bu ülkede dört büyüklerden sonra en kalabalık deplasman potansiyeline sahip camialardan birinden söz ediyoruz.
Yeşil-kırmızının olduğu her yerde stadyum doluyor.
Peki neden her kritik maçta düdük başka çalıyor?
Neden her temas Amedspor aleyhine faul, her itiraz kırmızı kart, her ceza sahası pozisyonu “devam” oluyor?
Hakemlerin “VAR” uygulaması Amedspor’a çalışmıyor ama kırmızı kartta son derece cömert davranılıyor. Kritik pozisyonlarda ekran başına gidilmeyen anlar, birkaç dakika sonra tereddütsüz çıkan kartlarla yer değiştiriyor.
Futbolun adalet terazisi bu kadar mı eğildi?
Yoksa mesele puan tablosundan daha mı büyük?
Türkiye’de futbol yıllardır siyasetin gölgesinde.
Kimliklerin, renklerin, aidiyetlerin sahaya taşındığı bir iklimde Amedspor’un varlığı başlı başına politik bir duruştur.
Çünkü Amedspor sadece bir kulüp değil; inkâr edilmiş bir hafızanın, bastırılmış bir kimliğin, yok sayılmış bir kentin görünür olma iradesidir.
Belki de tam bu yüzden, Süper Lig kapısına her yaklaştığında düdük sertleşiyor.
“Hakem hatası” diyerek geçiştirilemeyecek kadar sistematik bir tablo var ortada.
Bir maçta olur, iki maçta olur.
Ama her kritik virajda aynı senaryo yazılıyorsa, burada masum bir yanılgıdan söz edilemez.
Bu, adalet duygusunu yaralayan bir sürekliliktir.
Futbol adaletle güzeldir.
Adalet yoksa geriye sadece öfke kalır.
Ama bilinmeli ki bu tribünler öfkeyle değil, inatla ayakta.
Amedspor taraftarı yıllardır deplasman yasaklarına, güvenlik bariyerlerine, kriminalize edilmeye, medya sessizliğine rağmen omuz omuza durdu.
Şimdi de haksız düdüklere rağmen geri adım atmıyor.
Çünkü bu forma sadece bir spor forması değil.
Bu forma bir hafızadır.
Bu forma bir direniş rengidir.
Buradan sesleniyorum:
Hakemlere, federasyona, futbolun karar vericilerine…
Bir halkın umudunu düdükle bastıramazsınız.
Bir kentin hayalini kırmızı kartla susturamazsınız!
Adaleti eğip bükerseniz, tribünlerin vicdanında mahkum olursunuz.
