MEHMET KAYA ANLATIYOR | İşte DTSO’nun yol haritası « Ekoabori

MEHMET KAYA ANLATIYOR | İşte DTSO’nun yol haritası

Bu haber 13 Ocak 2020 - 13:24 'de eklendi ve kez görüntülendi.

RÖPORTAJ/VEYSİ POLAT

Diyarbakır’da iki yıl önce Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’na seçilen Mehmet Kaya, 48 Meclis Üyesi ve Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte pek çok yeni projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. 2018’deki ekonomik krizin etkilerini 2019’da derinden hissettiklerini ancak Diyarbakırlı iş insanlarının yeni yatırımlarıyla pek çok krizin önüne geçtiklerini ifade etti. Abori, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2019 faaliyetlerini ve 2020’ye dair projelerini DTSO Başkanı Mehmet Kaya’ya sordu. Kaya’ya yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

“EKONOMİK KRİZ, SERMAYE GÖÇÜNE NEDEN OLDU”

*Diyarbakır, 2019 yılını ekonomik olarak nasıl geçirdi?

2019’u değerlendirirken 2018’den süre gelen krizi görmezsek sağlıklı bir değerlendirme yapmamış oluruz. Kriz, Diyarbakır’ı da bu anlamda oldukça etkiledi. Bir kere bunu ortaya koymamız gerekiyor. Burada 2019’a sarkıp bugün 2020 yılına da yansıyacağı ile ilgili emareler var. 2018’de yaşadığımız kriz, özellikle finans sektörünü çok etkiledi. Bölgede finansa erişimde büyük sorunlar ortaya çıktı. Bunun en önemli yansıması Türkiye’de yaşanan finans krizinin yanı sıra kentimizde özellikle bankalardan kaynaklanan daha çok iş insanına yansıyan krizler meydana geldi. Bunun sonucunda da maalesef  bize en kötü yansıyan durum çok önemli sermaye ve beyin göçü oluştu bu kentte.

Yani bugün bizim ticaret sicil rakamlarına baktığımız zaman 2010’dan bugüne kadar değerlendirdiğimizde 2018’e kadar normalde şirketin merkezini Batı illerine ve büyük illere taşıma sayısı onlarla ifade edilirken, maalesef 2018’de 70 küsür, 2019’da ise 100’ü aşan firma şirket merkezini Batı’ya taşıdı. Şimdi bu sayı 17 bin üyeli bir Ticaret ve Sanayi Odas için küçük görünebiliyor ama aslında bu giden firmaların gerek istihdam ölçeği, gerek finansal ölçeği, gerekse iş kapasitesi ölçeği anlamında ilk bin şirkette olan firmalardan bahsediyorum.

“FİNANSA ERİŞİMDE CİDDİ SORUNLAR YAŞANIYOR”

*Bu göçün ana sebebi finansa erişim ve bankaların çıkardığı zorluklar mı?

İki ana sebebi var. Biri ve en önemlisi tam da bu finansa erişim; bölge bankalarının ilimizdeki bankaların firmalara açtıkları kredi limitlerinin düşük olması. Bankalar, firmalara merkezinizi Batı’ya taşıyın gibi telkinde bulunuyorlar. Bu da kendilerinin bu firmaların ihtiyaçlarını karşılamamasından kaynaklı. İkinci sebep ise doğrusu barış süreciyle birlikte kentte değişen bazı dengeler ister istemez iki barış sürecinden sonra bazı firmaların artık bölgede bu Kürt sorununda doğru bir çözümün geleceğine olan inançlarının bitmesi. Adli olaylarla karşı karşıya gelmeleri, geçmişte belediyeyle iş yapanların bir şekilde bölgede suçlu muamelesi görmeleri. Bu durum ister istemez firmaların bölgeden ümitlerini kesmelerine neden oldu. Biz bu konuyu tüm firmalarla görüştük. Neden merkezinizi taşıyorsunuz diye. Onlar bu iki ifadeyi kullandı. Ağırlıklı olarak finansal erişim zorluğu. Ama bunlar olurken yine ifade ettiğim kentin kendi dinamiklerinin bazı yatırımları Diyarbakır’ın gelişmesini sağladı. Birincisi 2018’de başlattığımız tam da kriz döneminde Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi. Neredeyse tamamı firmalar tarafından dolduruldu. Bu firmaların yüzde 40’ını İstanbul’dan gelen firmalar oluşturuyor. Kriz anında böyle bir tekstil yatırımcısının ilimize gelmesi çok çok önemli.

“MİLLİYETÇİ DİL VE KUTUPLAŞTIRMA YATIRIMA ENGEL”

*Bir konuşmanızda Tekstil İhtisas OSB’de tahsis yapılan 58 firmadan sadece 1’i batılı demiştiniz. Geri kalan 57 firma buradan batı’ya gidip yatırım yapan firmalar. Bunu nasıl yorumlarsınız?

Batı’dan gelen firmalar derken tabiî ki tamamı bölge insanı. Bölge insanı gidip Batı’da fabrika kurup geliştirdikten sonra iki nedenle buraya geliyor. Birincisi emek yoğunluklu bir sektör ve bölgeye gelmek zorunda kalıyor. İkincisi de ahde vefa. Bölgeyle ilgili bir durum. Doğru batılı gelmiyor. Çünkü Türkiye’de dil bu kadar kutuplaştırılırken başta hükümetin, dili bu kadar kutuplaştırıp, milliyetçilik bu kadar körüklendikten sonra üstüne bir de barış sürecindeki kötü bitişin ve şiddetin daha da tırmanması Batılı yatırımcının bölgeye gelmesinin önünde büyük bir engel haline geldi. Yani insanlar artık bu bölgede ne zaman çatışmalı bir süreç yaşanacak, ne zaman çözülecek. Buna olan inancı bittiği için yatırımcı gelmek konusunda tereddüt ediyor. Ama biz dışarıdan gelen bu tür yatırımcıların gelmesini çok önemsiyoruz. Çünkü hemen hemen tamamına yakınının batı illerinde yatırımcı arkadaşları var. Belki birazda insanlar şunu bekliyor. Bölge insanı yatırımını yapsın. Süreci izlemek istiyorlar. Ama bugün Batı’dan gelen ama bölge insanı olan yatırımcıların hemen hemen büyük bir kısmı da fabrikasının yapmayla ilgili sürece başladı. Bu konuda bir tereddüdümüz yok. Diğerlerinin gelmemesinin altında yatan temel neden tamamen bu dil ve milliyetçiliğin ülkeyi getirdiği nokta olarak gösterebiliriz.

“TEŞVİKLER ARTIK İŞE YARAMIYOR”

*6. teşvik bölgesi olmamız işe yaramıyor dediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Evet doğru. Biraz önce ifade ettiğim dil, kutuplaşma, milliyetçilik önemli bir etken olmakla birlikte son noktada batılı yatırımcı bize şu soruyu soruyor; Sakarya ile Diyarbakır arasında ne fark var ki? Bana ekstra ne veriyorsunuz? Doğrusu bizde dönüp baktığımız zaman yatırımcının diğer yan giderleri, ana giderleri, pazara yakınlığı, ihracat alt yapısı, elektrik alt yapısı, sanayi alt yapısına baktığımız zaman hak veriyoruz. Teşvik yatırımları ve kamunun alt yapı yatırımları konusunda bölge sürekli ihmal edilmiş. Bugün de olan ortada. Yani bunu gördüğü zaman sadece sizin bölgeler arasına bazı katsayı teşvikleri vermeniz bu sorunu çözmüyor. Yani bugüne kadar bu bölgeye çok teşvik veriliyor, gidip yatırım yapayım diyen bir yatırımcı yok. Biraz önce size yatırımcının bölgeyi tercih etmesinde iki neden söyledim. Teşvik maddesini söylemedim. Çünkü teşvik pek de işe yaramıyor.

“BÖLGEYE ÖZGÜ ÖZEL TEŞVİKLER UYGULANMALI”

*Peki bu durumda neler yapılabilir? Var mı hükümete öneriniz?

Hiçbir teşvik yasası bölgeler arası kalkınma farkını gidermedi. Tam tersi daha da açılmasına sebep oldu. Şimdi bu görünüyorken hala tüm bölgeleri aynı kategoride araya rakamlar koyarak bir teşvik sisteminin çözüm olmadığını görmesine rağmen, hükümet bunda ısrarcı oluyor. Biz bundan vazgeçilmesi gerektiğini söylüyoruz. Hükümet bölgenin kalkınmasını, istihdamın artmasını ve sermayenin buraya gelmesini istiyorsa burayı farklı bir teşvik kapsamında değerlendirmesi gerekiyor. İstanbul’u 1. Bölge Diyarbakır’ı 6. Bölge yaptığınız sürece hangi katsayıyı koyarsanız koyun bölgenin dezavantajlı durumu İstanbul’a, Sakarya’ya yatırımı engellemez. İnsanlar o kat sayıyı göz ardı ederek diğer yan unsurları gördüğü için yatırımını buraya getirmez. Bölge için özel, bölgenin dinamiklerinin, bölgenin eksiklerinin hesaplanacağı, bölgeye özgü teşviklerin verileceği bir yöntem getirilmek zorunda. Bu enerji desteğinden tutun da, genç nüfusun değerlendirilmesine kadar, pazara ulaşıma kadar, gümrüğe kadar bir çok teşvik sistemi var aslında. Bunu yaptığımız zaman ancak insanlar gelip belli sektörleri buraya taşıyacaklar. Tüm sektörleri değil belli sektörleri bu bölgede desteklemeliler. Doğru sektör hangisiyse bu seçilir. Başka bölgede bu sektör desteklenmez. Sadece destek almak için bile bu bölgeye yatırım yapmaya gelen olur. İhracata da yansır bu durum.

“DTSO OLARAK YOL HARİTAMIZI ÇIKARDIK”

*DTSO, 2019’da neler yaptı?

DTSO olarak iki şeyi çok önemsiyoruz. Biri üyelerimizin talepleri ve üyelerimizin gelişmesine yönelik ne yapabiliriz ile ilgili bir çalışma içerisindeyiz. İkinci olarak yapmak zorunda hissettiğimiz şey; kentimiz, bölgemiz, insanlarımız için ne yapabiliriz diyerek önümüze bir yol haritası çizdik. 2020’de de bu çerçevede çalışmalarımıza devam edeceğiz. Üyelerimiz için yaptığımız çalışmaları sıralarsak ilk olarak; tekstil organize sanayi bölgesinin bir yıl içerisinde alt yapı yatırımını bitirdik. 2020’nin sonunda tamamen bitecek. Fabrikalar 2020’nin sonunda faaliyete geçecek. Doğrusu Türkiye’de sayılı organize sanayi bölgelerinden biri olacak. İkinci organize sanayi bölgesini de Urfa yolunda başlattık. İmar çalışmalarını yaptık. Bir yıl içerisinde yatırımcının hizmetine sunacağız. Bu da bizim için çok önemli bir projeydi.

“SANAYİ SİTELERİ TEK MERKEZDE TOPLANACAK”

*Bu projelerin Diyarbakır ekonomisine katma değeri ne olacak?

En önemlisi şu olacak; yeni bir teşvik yasası çıkar, yatırımcı gelirse organize sanayi bölgesi ister. OSB yoksa, alt yapı hazır değilse yatırımcıyı getirip sokakta yatırım yaptıramazsınız. Sanayiyi hazır hale getireceksiniz, devletinde doğru teşviki çıkarmasını sağlayacaksınız. Bu konuda elimiz güçlendi. OSB ile birinci OSB’nin ek bölgesini bitirmek üzereyiz. Diğer bir proje; küçük sanayiciler için bizim odanın da içinde olduğu 4. Sanayi sitesi 2020’de hazır hale gelecek. 2020’deki bir diğer hedefimiz; birinci, ikinci ve üçüncü sanayi sitelerini kent dışına taşıyacak bir sanayi sitesi oluşturmak. Urfa yolunda bu çalışmamız var. Bu çalışmamız da yaklaşık 7 bin dönümlük bir alanda 2 bin dönümlük bir yeri hemen hazır hale getirip, 5 bin dönümü rezerv alanı ilan ederek tek bir yerde hepsini toplamayı hedefliyoruz. 2020’de bu proje de faaliyete geçmiş olacak.

“EXİMBANK BÜRO AÇACAK, LOJİSTİK ÜS KURULACAK”

2019’da Eximbank’ın kuruluşu ile ilgili adımları attık. 2020’de bunun irtibat bürosunu açılışını yapacağız. Hedefimiz 2021’de Eximbank’ın şubesini açmak. Bu da bizim için gerçekten oldukça önemli bir adımdı.

Diyarbakır bugün bulunduğu yol, güzergah itibariyle lojistik için çok önemli bir merkezdir. 2019’da başlattığımız süreçle bugün lojistiğin arsa sorununu tamamen bitirdi. Şimdi lojistiğin nasıl kurulup, işletileceği ile ilgili yöntemi Valilikle birlikte 2020’de belirleyeceğiz. 2020’de lojistikle ilgili bir temel atma veya bir başlama startı vermeyi hedefliyoruz ki bunu başaracağımıza inanıyoruz.

“MEZOPOTAMYA TURİZM FUARI HEDEFİMİZ VAR”

Fuarlar kentimizin olmazsa olmazlarıdır. 2019’da gerek kitap, gerek gurme fuarı Türkiye’de ortalamanın üstünde bir ziyaretçi çekti. 2020’de TURSAB ve TUYAP ile birlikte bölgesel bir Mezopotamya Turizm Fuarı yapmayı hedefliyoruz. 2020’de bunun sözleşmesini de yapacağız. Türkiye’de İzmir’den sonra en önemli ikinci fuar olarak hayata geçecek.

“VİZE MERKEZİ ÖNEMLİ BİR SORUNU ÇÖZDÜ”

Tabi bunu yaparken kentin de sorunlarını çözecek çözümler yaratmaya çalıştık. Bildiğiniz gibi odamızda vize merkezi açıldı. Bu sadece kentimizdeki insanların vize almak için Ankara’ya gitmesi değil aynı zamanda Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki insanların da vize almak için Ankara’ya gitmesinin önünü kestik. Bölgemizdeki insanlar artık vize almak için Ankara’ya değil Diyarbakır’a geliyorlar.

“KIBRIS’A UÇAK SEFERİ İÇİN DEVREDEYİZ”

Kentin özellikle yurt içi ve yurt dışı uçuş seferlerinin arttırılmasıyla ilgili yoğun çabalar sarf ettik. Erbil seferlerini başlattık. Şimdi Kıbrıs seferlerini de çok kısa bir süre sonra başlatacağız. Almanya’ya da direk uçuşların daha da geliştirilmesi yönünde çalışmalarımızı yapıyoruz. Çünkü iç hatlarda da aynı sıkıntıyı çekiyoruz. 2020 yılında önümüze koyduğumuz hedeflerden önemli bir mesafeye getirdiğimiz Mezopotamya Ekspresi diye ifade ettiğimiz proje belli bir yere gelip tıkandı. 2020’de bunu başlatacağız.

“ÜNİVERSİTE PROJEMİZİ HAYATA GEÇİRİYORUZ”

2020 yılı ile ilgili bir diğer hedefimiz üniversite projemiz. 2 yıldır çaba sarf ettiğimiz bir projeydi. Bu projede de önemli bir mesafe kat ettik. Vakfımız da kuruldu. İnanıyorum ki 2020 yılında üniversitenin kuruluşunu da yapacağız. Daha çok ekonomi ve sosyal anlamda bir üniversite kurmayı hedefledik. Bölgede tabi tabanımıza hizmet vermeyle ilgili sürekli bir araya gelişler yaratıyoruz.

“KADIN MECLİSİ, İŞ KONSEYİ VE YÜKSEK İSTİŞARE KURULU’NU KURDUK”

Kadın meclisimiz kuruldu. Kadın meclisimiz özellikle kadın istihdamına yönelik çalışmalar yaparken aynı zamanda iş yeri olan kadınları ziyaret ederek sorunlarını çözümleriyle birlikte bize ulaştırmaya çalışıyorlar. Yüksek istişare kurulu kurduk. 22 kişilik Yüksek İstişare Kurulu’yla önerileri alarak yine üyelerimizin sorunlarının çözümüyle ilgili ne yapabilirizi tartışıyoruz. İş Konseyi kurduk. İş konseyinde de özellikle sivil toplum aktörleri ve ortak çalışabileceğimiz kentin ve bölgenin sorunlarını nasıl çözebiliriz ile ilgili çalışma yaptık.

“TESCİL İŞLEMLERİNDE ÇAĞRI SİSTEMİNE GEÇİYORUZ”

2020’de idari çalışma olarak iki çalışmamız olacak. Birincisi özellikle oda tescil ve sicil işlemlerinde çağrı sistemine geçeceğiz. Artık üyelerimiz çağrı sistemiyle odada beklemeden gelip işlemlerini hemen yapacaklar. Aynı şekilde bazı işlemleri de elektronik sistem üzerinden online hizmet alacaklar.

“SEKTÖRLER İÇİN KONSEYLER KURACAĞIZ”

İkincisi Diyarbakır’da odamız bünyesinde konseyler kuracağız. Kentin önemli değerlerinden; tekstil konseyi, maden konseyi, tarım konseyi, yenilenebilir enerji ve turizm konseyi kuracağız. Kentin öne çıkması gereken sektörler bunlardır. Bunlarda kamu kurumu, iş camiası, ticaret sanayi odası ve üniversitenin içinde olacağı bu konsey sürekli toplantılar yaparak üyelerin sorunlarının çözümüne yönelik ve kentte bu sektörlerin gelişmesi ile ilgili çalışmalar yapacak.

“E-TİCARET’İN GELİŞMESİNE ÖNCELİK VERECEĞİZ”

Bir diğer önemli çalışmamız; elektronik ticaret olacak. Özellikle Dünya’da hızla gelişen elektronik ticaretin kentimizde önce üyelerimizi teşvik edip eğitiminin verilmesi ile ilgili çalışmalar yapacağız. Hedefimiz elektronik ticaret konusunda kentimizin daha iyi yerlere gelmesi olacak. Şöyle bir örnek vereyim;  Türkiye’de bir televizyon markasının Diyarbakır’daki bir bayisi elektronik ticarette bir numaradır. Biz bu konuda üyelerimizi doğru bir şekilde bilgilendirip, alt yapısına destek verirsek kentimiz bu konuda Dünya’da ve Türkiye’de pazar sahibi olma potansiyeli olan bir dinamizme sahiptir.

“İLK KEZ BÜTÇEMİZE KÜLTÜREL FAALİYETLERİ DE EKLEDİK”

Turizm konusunda kentin kendine özgü dinamizmi var. Biz bunu biraz daha gastronomi ve kültür turizmini içinde barındıracak rotasyonlar oluşturacağız. Bunlar bizim için gastronomi fuarıyla birlikte geliştirmeyi düşündüğümüz önemli çalışmalardan biridir. Bu kent binlerce yıldır kendi dilini, kültürünü kullanan ve bu özellikleri koruyan bir kenttir. Son dönemlerde destek konusunda, belediyelere kayyum atanmasıyla birlikte bu kültürün gelişmesi konusunda büyük sorunlar yaşadığını sürekli bize de ifade ediyorlar. DTSO olarak 2020 yılında ilk kez kültür ve sanatı destekleyecek bir bütçe oluşturacağız. Bu bütçenin içerisinde hem yerel derneklerimizi destekleyecek çalışmalarımız olacak. Hem de yerel derneklerimizle, İKSV ve Anadolu Kültür gibi yapıları bir araya getirecek çalışmaları organize ederken bir yandan da kentimizde bütçemizle bazı alanlar yaratacağız.

Ticaret ve Sanayi Odası olarak yerel derneklerin kullanabileceği alanları yaratıp onların kullanımına sunacağız. Çünkü dilimizin, kültürümüzün unutulmasını engellemek adına önemli bir çalışma olarak görüyoruz. Diyarbakır’daki derneklerimizle de bir yapı kurduk. Şimdi o yapılarla birlikte de çalışacağız.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.