Diyarbakır’da “Hafıza Odası” tartışması « Ekoabori Güncel Ekonomi Haber Sitesi

Diyarbakır’da “Hafıza Odası” tartışması

Bu haber 20 Ekim 2021 - 21:47 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) ev sahipliği ve Pilevneli Galeri sunumu ile Sanatçı Ahmet Güneştekin’in “Hafıza Odası” sergisi, hafta sonu Keçi Burcu’nda açıldı. “Hafıza Odası” serginin hazırlıkları uzun bir zamandır yapılıyordu. Açılış için davetliler listesi epey kapsamlıydı. Aralarında AK Parti, HDP, CHP, DEVA Partisi, İYİ Parti’nin bulunduğu tüm siyasi partilerin genel başkanları davetler gönderildi. Sadece siyasiler değil, aydın, yazar, sanatçı, akademisyen ve STK’larda davet edilmişti. Diyarbakır başta olmak üzere bölge kentlerde tüm partilerin milletvekilleri de sergiye davet edilmişti.

“Hafıza Odası” ismi ile açılışı yapılan sergide, “Analar Duvarı”, “Kayıp Alfabe”, “Yoktunuz”, “Hafıza Tepesi” ve “Çürüme” gibi eserler yer aldı. Keçi Burcu sergisinde Diyarbakır için özel olarak yaptığı “5 No’lu Koridor” ses ve ışık enstalasyonu da yer aldı. 1980 askeri darbesinde insanlık dışı işkencelerin uygulandığı 5 Nolu Askeri Cezaevinden 1990’lı yıllarda gözaltına kaybettirilenlere, yakınlarını kaybeden Cumartesi Annelerinden, Roboski katliamına ilişkin eserlerin sergilendiği sergiye ilgi yoğundu.

AÇILIŞA YOĞUN KATILIM

Tüm partilerin davet edildiği sergiye AK Parti dışında diğer siyasi partiler katıldı. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen sergiye katılanlar arasındaydı. Siyasiler dışında çok sayıda gazeteci de sergi için Diyarbakır’daydı. Ertuğrul Özkök, Nevzat Çiçek, İsmail Saymaz, Yıldıray Oğur, Nihal Bengisu Karaca, Yavuz Oğhan ve Akif Beki açılışa katılan gazeteciler arasındaydı. Sadece gazeteciler değil, İstanbul, İzmir başta olmak üzere yurt dışından çok sayıda kişi sergiye katıldı.

ÖZKÖK’ÜN DAVETİ, HALAY VE SOSYAL PAYLAŞIMLAR TEPKİYE NEDEN OLDU

Cumartesi günü açılışı yapılan sergide ilk önce gazeteciler alındı. Sanatçı Ahmet Güneştekin sergideki eserleri teker teker tanıttı, eseri ile nasıl bir mesaj verdiğini aktardı. Serginin ziyaretçilere kapısını açması ile birlikte tartışmaya neden olan görüntüler yaşandı. Sergiye Ahmet Kaya’nın linç edildiği dönemde yayınlar yapan Hürriyet Gazetesinin başında olan Ertuğrul Özkök’ün davet edilmesi, katılımcılardan bazılarının tabutların arasında poz vermesi, kayıplarla ilgili duvarın önünde fotoğraflar çekmesi tepkilere neden oldu.

Sergiyi ziyaret etmek için gelenlerden bazıları ise bu görüntülerden rahatsız oldukları için sergiyi terk etti. Serginin açılışının ardından Diyarbakır’da bir otelde gala yemeği verildi. Gecede Ertuğrul Özkök’ün çektiği halay görüntülerinin sosyal medyada yayınlanması tartışma ve eleştirileri tepkiye dönüştürdü. Birçok yazar köşe yazarı sergiyi, Erturul Özkök’ün davet edilmesi, yıkımın yaşandığı Sur’da sergilenen tabutlarla poz verilmesi ve ardından halaylar çekilmesini eleştiren yazılar kaleme aldı. Diyarbakır’da açılan sergi tartışmaları artarak devam ediyor.

KAYA: BU TARTIŞMALAR DİYARBAKIR’A ZARAR VERİYOR

Tartışmaların odağında olan Güneştekin’in “Hafıza Odası” sergisine ziyaretler sürerken, tartışmalar da sürüyor. Serginin ev sahipliğini Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) yapıyor. Eleştirilerin odağında DTSO’da var. Artı Gerçek’e konuşan DTSO Başkanı Ahmet Kaya, eleştirileri ve tepkileri doğru bulmuyor. Sergi üzerinden sürdürülen tartışmaların ve gösterilen tepkinin Diyarbakır’a zarar verdiği görüşünde olan Kaya, Güneştekin’in sergisi ile iki önemli hususun Diyarbakır’da gerçekleştiğine dikkat çekti:

“Keçi Burcu uzun zamandır kapalı olan en büyük burcumuz. Keçi Burcunu Ahmet Güneştekin’in sergisi ile açıyoruz. Şu an Türkiye’de bu anlamda en önemli sanatçılardan bir tanesi. Daha önce İstanbul’da, Viyana’da Dünyanın birçok ülkesinde aynı sergiyi açmış. Diyarbakır için özel çalışmalarla birlikte burada bu sergiyi açmış. Biz bunu sağlayan Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası olarak doğrusu oldukça iyi bir iş, doğru bir iş yaptığımıza inanıyoruz. Bütün bakış açısının bu çerçevede olması gerektiğini düşünüyoruz.”

“SERGİYİ İSTANBUL’DA GEZENLER DİYARBAKIR’DA OLUNCA ELEŞTİRMEYE BAŞLIYORLAR”

Sergiye ilişkin eleştiriler sadece serginin içeriğine ilişkin değil. Sergiye katılan siyasilerde tartışma konusu oldu. Aralarında AK Partililerin olduğu bazı isimler ise sergide HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir arada olduğu fotoğraf karesi üzerinden eleştirdi.

Tüm siyasi parti başkanlarını, yereldeki tüm il başkanlarını, Diyarbakır ve bölge kentlerinde tüm partilerin tüm milletvekillerini sergiye davet ettiklerini ifade eden Kaya, şöyle devam etti:

“Sadece bu değildi. İstanbul’dan bu işi takip etmek isteyen 250’den fazla insan sergi için geldiler. Aynı şekilde bölgeden Ticaret Sanayi Odaları başkanları, sanatçılar, yazarlar, iş inşaları ağırlıklı bir kitle hem açılışta bulundu, hem de gala yemeğine geldiler. Aynı sergiyi İstanbul’da gezenler Diyarbakır’da olunca eleştirmeye başlıyorlar. Aynı sergi İstanbul’dayken kendisi gidip ziyaret edip övmüş, ama Diyarbakır’dayken başka bir misyon yüklemeye çalışıyor.  Bu sergi evet bir yüzleşmedir, ama ne yeni bir çözüm sürecidir, ne yeni bir siyasi ittifaktır, ne de siyasetteki karşıtların bir biri ile çatıştırıldığı bir alandır. Biz ona müsaade etmeyiz. Bu sergiyi, Diyarbakır’ı ve Keçi Burcunu siyasi karşıtların çatışması alanına sokmasın. Bunların hepsi sergiye zarar veriyor, Diyarbakır’a zarar veriyor, Diyarbakır halkına zarar veriyor. Diyarbakır halkı bunları yaşamış, bu bölge halkı bunları yaşamış, bu yaşananları gayet iyi biliyor ama gelen misafiri ağırlamasını da gayet iyi biliyor.”

“5-10 KİŞİNİN ÇEKTİKLERİ FOTOĞRAFLAR ÜZERİNDEN SERGİYİ YORUMLAMAK DOĞRU DEĞİL”

Sergiye sadece bu yönlü eleştiriler yok. Birçok yazar Ahmet Güneştekin’in sergisi ile ilgili yazı kaleme aldı, katılımcılar arasında Ertuğrul Özkök’ün olmasını eleştirdi. Halay görüntüsü, tabutlarla poz verilmesi ile tepkilerin hedefi oldu. Bu eleştirileri gördüğünü ancak Ahmet Kaya sürecinin sadece Ertuğrul Özkök’ten ibaret olmadığını ifade eden Kaya, aralarında Özkök’ünde bulunduğu bazı isimlerin daha sonra özeleştiri yaparak Ahmet Kaya’nın mezarını ziyaret ettiğini söyledi.

Bu ülkede çok fazla yanlışların yapıldığını ifade eden Kaya, “O kadar değerli iki olay varken bunlara takılmak ne kadar doğru olur? Berlin’deki soykırım anıtı etrafında piknik yapılmıyor mu? Onun etrafında insanlar oturup eğlenmiyor mu? Onu yaptıkları için o soykırımı red mi ediyorlar? Veya saygısızlık mı etmiş oluyorlar. Bu Diyarbakır’a gelince mi böyle anlaşılıyor. Dünyanın birçok yerinde bu tür soykırım veya bir anma anıtına gidip ziyaret edildiğinde, davranışları onu kötümü düşürür? Burada yanlış bir tartışmaya gidiliyor” dedi.

‘BU YÜZLEŞMEDEN İNSANLAR DERS ÇIKARMALI’

Bir kesimin Ertuğrul Özkök üzerinden, Ertuğrul Özkök’ün çektiği halay üzerinden Diyarbakır’ı, Diyarbakır’ın sergisini, Diyarbakır Keçiburcu açılışını gölgelemeye çalıştığını ifade eden Kaya, bunun bölgenin normalleşmesini istemeyen kitlenin varlığını gösterdiğini söyledi. Serginin yüzleşme ile ilgili olduğunu, bu sergiden, yüzleşmeden insanların ders çıkarmasını istediklerini ifade eden Kaya, “Türkiye’nin bir daha böyle yüzleşmeler yapabilecek bir pozisyona gelmesini istemiyoruz. Bu serginin buna hizmet etmesi lazım. Eğer siyasi olarak tanımlanacaksa insanların gelip görüp, yaşananları görüp yapası lazım. Tabi ki geçmişle yüzleşmek önemlidir. Ama onu o çerçevede tutmak lazım. Evet bu iyi niyetli yapılmaması gereken şeyleri (eleştirileri) bildirmek başka bir şeydir. Tabi ki her sergide vardır, eleştirilebilir doğaldır. Diyarbakır her şeyi yaşamış bilir. Ama affetmeyi de bilen, doğrusu ders çıkarmayı bilen ama dönem dönem böyle hatırlatmayı da bilen bir kültüre sahiptir. İntikam duygusu ile hareket eden bir kent değildir. Biz öyle yapmış olsaydık bu gün hiçbir siyasetçinin buraya gelmemesi lazım” ifadelerini kullandı.

YÜKSEL GENÇ: GÖRDÜKLERİM YENİ BİR YÜZLEŞME KONUSU YARATTI

Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine katılanlardan çoğu sergiye ilişkin eleştirilerini sosyal medya hesaplarından dile getirerek, tabutlar arasında poz verilmesi, ağır travmalara neden olan ihaleler ile ilgili hassasiyet gösterilmemesine tepki göstererek sergiyi terk etti. Bunlardan biri Diyarbakır merkezli Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç’ti.

Artı Gerçek’e konuşan Yüksel Genç, sergiyi ilk gün gördüğü manzara yüzünden terk ederek daha sonra açılış gününün nahoş ikliminin gölgesinde kalan eserlere sakin bir gözle bakabilmek için tekrar gittiğini söyledi. Kürt meselesi gibi meselelerde, hakikatlerle yüzleşme ve onarıcı adalet sürecinin sağlanmasında yüzleşme mekanizmalarının etkin kullanımı ve hafıza mekanlarının varlığını önemsediğini ifade eden Genç, şöyle devam etti:

“Sanatın gücünün de yüzleşme ve barışma sürecine güçlü etkisi olabileceğini düşünüyorum. Sergi aslında bu nedenlerle ve beklentilerle ilgimi çekmişti. Öte yandan her tarafı açık ve canlı birer hafıza mekanı olan bir kentte, belleklerimize her an yeni bir ‘unutulamayacaklar’ ve ‘yüzleşilecekler’ listesi eklenme potansiyeli güçlü bir yerde, serginin farklı olarak neyi, nasıl göstereceğini de merak etmiyor değildim.  Baştan söylemeliyim ki gördüğüm ile ummak istediğim arasındaki uçurum bana öyle geliyor ki; yeni bir yüzleşme konusu yarattı birçoğumuzda.”

“SERGİ HASSASİYETLERE YENİLDİ”

“Hâlâ acının akut olduğu, hiçbir yüzleşme ve onarıcı adalet sürecinin yaşanmadığı bir yerde yapılacak bir hafıza çalışması elbetteki oldukça hassas bir çalışma ister” diyen Genç, şunları söyledi: “Her şeyden önce düzenleyiciler, ilgililer ve sanatçı açısından olağanüstü özen, hassasiyet, duyarlılık ister. Ne var ki Ahmet Güneştekin’in ‘Hafıza Odası’ adlı sergisi tam da bu hassasiyetlere yenildi.

Bir sergi, eserlerinden çok davetlileri ve davetlilerin davranışları yüzünden tartışılmışsa, eser davetlilerin gölgesinde kalmışsa, hele hafıza gibi hassas konulara temas ederken yaralamışsa ya da yarayı kanatmışsa orada bir durmak lazım. Bakın, bir sanat eserini, sanat eseri yapan şey eserin varlığı değildir sadece. Eser kendine bakan, anlattığını duyan, sesini, rengini görenle tamamlanır. Eserin başarısı da burada aranır. Diyarbakır ‘Hafıza odası’ sergisi için bunun da sağlandığını söylemem güç.

Diyarbakır ve İstanbul’un ünlü isimlerinin kalabalığı, gürültüsü arasında; bu savaşın sürmesinde, bu korkunç hafızanın kurulmasında payı olanların turistik gezilerde rastlayabileceğiniz aldırışsız kahkaha ve pozlaşmaları arasında ‘hafıza odası’ emin olun yeni bir eseri daha hakkediyor! Orada sergilenen acılardı, önünde şık mankenlerin poz verdiği otomobiller değil! Ya da popüler bir politikacının protokol kalabalığını sergileyeceği yerde değildi orası.  Oradaki manzara karşısında tanınmayı, hissedilmeyi, anlaşılmayı, paylaşılmayı ve dindirilmeyi bekleyen derin acı kaskatı kesilmiş gibiydi. O kaskatı kesilmiş acıyı alıp da çıkanlardanım bende. Acılarla, travmalarla, insanlık suçlarıyla, savaşla gösteri dünyasının gerekleri içinde yüzleşemezsiniz. Gösteri dünyasının parçası yaparak da tüketemezsiniz.

“YAHUDİ SOYKIRIM ANITI İLE KIYASLANAMAZ”

Kimileri sergide ortaya çıkan manzaraya öfkelenenlere Almanya da 2005 yılında açılan Yahudi soykırım anıtı ziyaretçilerinin tavırlarını örnekliyor. Burada kaçırdıkları iki temel şey var bence; Birincisi soykırım anıtı soykırımdan 65 yıl sonra açıldı. Savaş ve kırım süreci bitmişti. Burada ise savaş sürüyor hala bitmedi ve hafızalarımız her an yeni bir insanlık suçu veya travmaya ev sahipliği yapabilir. Yani teşbihte bulunmak istersek; kırım Kürtler için hala bir tehdit. İkincisi, Almanya Yahudi soykırımına dair yıllar evvelinden ciddi bir yüzleşme, yargılama süreci yaşadı ve adalet ve onarıcı adalet için önemli mesafeler kaydetti. Türkiye’deki adalete göre ise zırhlı araçların çarpıp öldürdüğü çocuklar dahi hala suçlu ve borçlu. Cezasızlık güçlü bir gelenek. Üçüncüsü; Anıt Soykırımı yapan ülkenin başkentinde, olması gereken yerde sergileniyor; Kimse yaptığını unutmuyor! O yüzden kıyaslanamaz.”

GAZETECİ SEDAT YILMAZ: BAZI İSİMLER ‘FAİLİN CİNAYET MAHALLİNE DÖNÜŞÜ’ HİSSİNİ YARATTI

Sadece sergiye gidip eleştireler değil, sergiye ilişkin eleştirilerini önceden dile getirip sergiye gitmeyenler de var. Gazeteci Sedat Yılmaz bunlardan biri. Artı Gerçek’e konuşan Sedat Yılmaz, “Ahmet Güneştekin’in “Hafıza Odası” çalışmasına yönelik sanatsal eleştiriyi sanat dünyasına bırakmayı tercih ediyorum” diyerek eleştirilerini şunları söyledi:

“Elbette, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 4’te birine tekabül eden mevcut iktidarın uygulamalarını ‘80 öncesi uygulamalarından daha çok işlemesini beklerdim. Bu başka bir tartışma. Ancak, sergiden ve temsili eserlerden çok tartışma konusu olan organizasyonu birkaç başlıkta konuşabiliriz. Davetliler arasında bulunanlardan bazı isimler ‘failin cinayet mahalline dönüşü’ hissi bende yarattığı duygudan dolayı söz konusu organizasyona katılmadım.

“TOPLUMUN HENÜZ BİTMEMİŞ YAS VE ÖFKE HALİ SÜRMEKTEDİR”

Diğer taraftan benzer tarihsel travma örneklerinin yaşandığı Arjantin, Guatemala, Şili ve Güney Afrika’da olduğu gibi Kürtlerin de hafızası çok güçlü. Toplumun henüz bitmemiş yas ve öfke hali sürmektedir. Hiçbir yüzleşmenin yaşanmadığı, hakikatin konuşulmadığı, adaletin sağlanmadığı bir ortamda bu tür organizasyonlar zaman ve mekan açısından çok hassastır. Adorno’nun “Auschwitz’ten sonra şiir yazmanın barbarlık olduğu” yönündeki cümlesi, Kürtlerin canlı belleği Sur’da hayal çekilerek bir kutlama havasına dönüştürülmesi açık yaraları kanatır.

“TOPLUMSAL ADALET SÜRECİ YAŞAMAMIŞ VE HALA AĞIR KAYIPLAR YAŞANIYOR”

Rahatsız edici bir başka konu ise asla burjuvalaşmasına izin verilmeyecek toprak rantiyecisi Kürt orta sınıfın, çoğu zaman eleştirdiği veya mesafeli durduğu politik yapının kapsamına giren tarihsel travmalardan faydalanma biçimidir. Yatay bir toplumsal adalet sürecini yaşamamış ve hala ağır kayıplar yaşayan insanların bir hafıza endüstrisine izin vermeyeceğini bilmemek apolitikliktir. İnsanların tüketim kültürüne karşı tavizsiz eleştirini anlamak ve anlamlandırmak gerekiyor.

Bana göre en önemli diğer bir şey ise, hafızayı temsilen film, heykel, anıt, edebiyat, tiyatro ve mimarlık gibi alanlarda toplumun bakışı bir turizm endüstrisi (tabutlar içinde gülümseyen pozlar vermek) çerçevesinde görmesi, ruhen sarsıcıdır. Bu paradoksal sonucu, yozlaşmayı nasıl yarattık diye bizim de kendimizle yüzleşmemiz gerektiğine inanıyorum.”

GÜNEŞTEKİN: HAFTA SONU HALKLA BULUŞUP ELEŞTİRİ VE ÖNERİLERİ DİNLEYECEĞİM

Diyarbakır’da sergi ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Yoğun gelen eleştiriler ve tartışmaların ardından sergiyi düzenleyen Ahmet Güneştekin, hafta sonu Diyarbakır’da sergideki yapıtlar ve yapıtların üretim süreçleriyle ilgili merak edilenleri yanıtlayarak, eleştiri ve önerileri dinleyeceğini açıkladı.

(Kaynak: Remzi Budancir / ARTI GERÇEK)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.