ADAM SATMAK!.. « Ekoabori Güncel Ekonomi Haber Sitesi

ADAM SATMAK!..

Bu haber 10 Haziran 2021 - 20:59 'de eklendi ve kez görüntülendi.

VEYSİ POLAT

“Menfaatler, boşluktan, durumdan vazife çıkarıp altın tepsi içerisinde sunulan imkan ve tekliflerle çenesi masaya vuranlar var bu kentte… İşin en garip ve tuhaf olan yanı ise, adam satanların vasıfları ve sıfatları bilindiği halde, toplum içerisinde izzeti ikram görmeye devam etmeleri ve kapı önlerinde karşılanmaları…”

Uzun zamandan beri yazmaya yeltendiğim ama “yok ya” deyip klavyeyi kenara ittiğim bir konu kapımı sürekli çalıp duruyor.

Burası Diyarbakır, mayası sağlamdır. O kadar da değil deyip kendimi avutup duruyorum aylarca.

Ama yok!…

İnanmak istemediğim bir şeyin gerçekliği ara vermeksizin zili sürekli çalıyor.

Ben yaşamadım, Allah, ömrüm süresince de uzak tutsun isterim.

Çünkü ben hayatım boyunca sadece (6-12 yaşları arasında) su sattım.

Ancak bu acı gerçekliğe değinme vakti geldi.

Önce “adam satmak”ın sözlük anlamına bakalım;

“Bir insanın diğer bir insana ya da insanlara duyduğu güven, sevgi ve saygıyı anında yok edici davranıştır. Bir insan hakkındaki ‘adam’ olduğu düşüncesi sizin için artık geçerli değildir. Buradaki satmak kelimesi ise hem mecaz hem gerçek anlamdadır. Bir satış vardır ama somut bir satış değil fakat yine de bir satıştır. Parayla alınamayacak şeylerin yeri geldiğinde para karşılığında bile ucuza satmaktır.”

Hayat o kadar bozuldu ki, kimin yarasına merhem olursan ol, iyileştiği an seni bir kenara atıyor.

Büyüklerimiz hep şöyle derdi;

Allah herkes; işin kesatından, dostun fesatından korusun!

İnsanlara her türlü güveni verip, onları bir şeye inandırıp, sonra yüzüstü bırakıp gidenin yaptığının ne anlama geldiğini bilen, bunu söyleyebilecek, anlatabilecek, tarif edebilecek başka bir kelime yok!

İnsan tabiatı gereği bir yola çıktıysa yol arkadaşına güvenmek ve de inanmak ister.

Ama günümüzde menfaatler, çıkarlar, yeni oluşumlar, olayların ortaya çıkardığı yeni durumlar, bazılarına göre altın tepsi içerisinde sunulan imkan ve teklifler, zihin çelici haline geldi.

İşin en garip ve tuhaf olan yanı ise, adam satanların vasıfları ve sıfatları bilindiği halde, toplum içerisinde izzeti ikram görmeye devam ediyor ve kapılarda karşılanıyor olmaları.

Diyarbakır iki milyonu bulan nüfusuyla büyük olduğu kadar da her an karşılaşacakmışsın gibi de küçücük.

Bir bakıyorsun çocukluktan beri arkadaşlık ettiğin, ekmeğini, sofranı, harçlığını bölüştüğün, sağlam dediğin yolda yoldaşlık ettiğin, yan yana yürüdüğün; kısacası yaşamın bir bütünün de önemli yer verdiğin kişi, bir anda değişip dönüşebiliyor.

Dediğim gibi Diyarbakır, son iki-üç yılda çok garip bir hal aldı bu konuda.

Ticaret de siyaset de oldukça kirlendi.

Bir bakıyorsun aynı masada oturan, can ciğer muhabbetler yapan kişi o masadan kalkar kalkmaz masadakileri satıyor.

Siyasi, ahlaki çöküntü bir anda yerin dibinde.

Daha da tehlikelisi jurnallemeler almış başını gidiyor.

Son dönemlerde aylardır açılmayan mahkeme dosyaları yeni yeni açılmaya başlanıyor.

Soruşturma dosyaları raflardan iniyor, cezalar alelacele veriliyor.

Bir kısmına da Demokles’in kılıcı misali aba altından sopa gösteriliyor.

Hayırdır?!

Neyin hazırlığıdır!?

Yanlışını görmeyen, bilerek veya bilmeyerek bu yanlışa girenler…

Güvenleri, itimatları, yıkılmaz-sarsılmaz denilen ortaklıkları yerle yeksan eden fitnecilerin yaktıkları fesat ateşleri gün gelir, o ateşi yakanı da yakıp geçer.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.