DOLAR 15,9356 % 0.19
EURO 16,7476 % -0.09
GRAM ALTIN 930,07 % 0,18
ÇEYREK A. 1.520,67 % 0,18
BITCOIN 29.858,20 -0.84
SON DAKİKA
hava
Google News

Yoksulluk kader midir?

Son Güncelleme :

23 Haziran 2019 - 13:23

Yoksulluk kader midir?

Van Ekonomist Gazetesi yazarlarından Osman Nuri Yıldız, kentin istihdam ve yoksulluk sorununu kaleme alırken, “Düşünün Urartu’ya 300 yıl başkentlik yapmış Van’da UNESCO Dünya Miras Listesinde kalıcı bir eserimiz yok. Vangölü, Erçek Kuş Cenneti, Balık Göçü bunlar istenirse ve emek verilirse eğer UNESCO Dünya Doğa Miras Listesinde yer alabilirler. UNESCO Dünya Miras Kalıcı Listesinde yer alan eserler her zaman ciddi turizm potansiyeli taşırlar. Vangölü Ekspresi bile kalkınmada önemli rol oynayabilir. Ama maalesef Van’ı yönetenler eksprese bile Fransız kaldılar” dedi. Yıldız’ın “Yoksulluk kader midir” başlıklı yazısının tamamı şöyle:

“Sonda söylemem gerekeni başta söyleyeyim:

“Yoksulluk kader değildir”

Ne zaman bu soruyla karşılaşsam aklıma hep Güney Kore örneği gelir.

Çok değil bundan 60 yıl önce Güney Kore’de kişi başına düşen gelir 80 Dolar’ken Türkiye’de 380 Dolar’dı. Türkiye’nin ekonomik durumu Güney Kore’den daha iyiydi. 1970’li yıllarda Güney Kore’de bulunan Harvard İşletme Okulu Profesörü Clayton Christensen, Capital Dergisine verdiği mülakatta durumu şu şekilde anlatır: “ Orada yoksulluğun yıkıcı etkisine bizzat şahit oldum. Önüne geçilebilir hastalıklardan arkadaşlarımı kaybettim. Ve masalarına yemek koymak, çocuklarını eğitmek, ya da yaşlılarına bakmak arasında sürekli imkansız seçimler yapmak zorunda kalan aileler gördüm. Acı çekmek, Güney Korelilerin gündelik yaşamının bir parçasıydı. Fakirleşmiş Güney Kore’nin görüntüleri aklımdan hiç çıkmadı”

Bugüne gelecek olursak eğer Güney Kore’nin kişi başına düşen geliri 30 bin Doları aşarken, Türkiye hala 10 bin Dolar etrafında dönüp duruyor.

Bu arada belirtelim çok sayıda kitabı olan ve kitapları milyonlar satan Christensen de yoksulluğun kader olmadığına inananlardandır.

Nüfusu 1 milyon 200 bine yaklaşan Van her alanda son sıralarda olmasına rağmen o yılların Güney Kore’sinden daha kötü durumda değildir herhalde.

Eğitim, sağlık, ekonomi, kültürel gelişmişlik vb, sıralamalarda listenin sonlarında yer alan Van gözlemleyebildiğim kadarıyla tam bir öğrenilmiş çaresizlik içinde. İnsanlarda ciddi bir umutsuzluk hakim. “Böyle gelmiş böyle gider, Van’ın kaderi değişmez” diyenlerin sayısı çok fazla. Kurtuluşu batıda görenler çoktan yol almışlar bile.

Halbuki Van bundan 120 yıl önce konsoloslukların bulunduğu gelişmiş bir kent. Van o yıllar gümüş işlemeciliğinin merkezi konumunda olan bir kent. Kent merkezinde o yıllarda 150’ye yakın savatlı gümüş atölyesinden söz ediliyor. Van vergi vermede başlarda yer alıyor.

Peki sorunun kaynağı nedir?  Bana göre sorun Van’ı yönetenlerin vizyonsuzluğundan kaynaklanıyor. Evet ağır olacak ama gerçek bu. Van her şeyden önce bir sınır kenti. Buna rağmen yıllık ihracatı 40 milyon doları geçmiyorsa oturup düşünmek lazım.

Sınır kentlerinin sorunları hemen hemen aynı. Hangi sınır kente giderseniz gidin, size eskiden sınır ticaretinin çok canlı olduğunu anlatır dururlar. Son 20 – 25 yılda yapılan düzenlemelerle bu ticarete ket vurulmuş, sınır kentlerin adeta boğazı sıkılmış. Sorunu aşmak kolay olmasa da zor değil aslında. Vizyon sahibi bir yönetici, Van merkezli “Sınır Kentler Birliğini” kurabilir mesela. Sorun ortaksa çözüm de ortaktır. Sınır kentlerinde yaşayan nüfus neredeyse 10 milyonu buluyor. Hiçbir siyasi parti, “Sınır Kentler Birliği”nce alınan kararları görmezden gelemez. Birlik ekonomik kalkınmanın yanında eğitim, sağlık, turizm, kültür, sanat vb, alanlarda da ciddi çalışmalar yapabilir.

Bu sadece bir örnek. Van sınır kenti olma özelliğinin yanı sıra tarım hayvancılık ve turizm kenti. Urartu gibi bir medeniyete başkentlik yapmış bir kent. Urartular mühendislik harikası projeleriyle dünyaya nam salmış bir medeniyet. Kadın aktivist  Zozan Özgökçe anlatmıştı, Almanya’nın Karlsruhe kentinde Urartu eserlerinin ağırlıkta olduğu güzel bir müze olduğunu. Urartulara ait bir çok eser hala Avrupa ve ABD müzelerinde sergileniyor. Van’da toprağı sıksan Urartu fışkıracak. Şimdi vizyon sahibi bir yönetici olsa kısa, orta ve uzun vadede Urartularla ilgili o kadar proje üretebilir ki, Van’ı kültür turizminin merkezi haline getirebilir.

Düşünün Urartu’ya 300 yıl başkentlik yapmış Van’da UNESCO Dünya Miras Listesinde kalıcı bir eserimiz yok. Vangölü, Erçek Kuş Cenneti, Balık Göçü bunlar istenirse ve emek verilirse eğer UNESCO Dünya Doğa Miras Listesinde yer alabilirler. UNESCO Dünya Miras Kalıcı Listesinde yer alan eserler her zaman ciddi turizm potansiyeli taşırlar. Vangölü Ekspresi bile kalkınmada önemli rol oynayabilir. Ama maalesef Van’ı yönetenler eksprese bile Fransız kaldılar. Vangölü Ekspresi sosyal medya paylaşımları sayesinde doldu taştı. Şimdi vizyon sahibi bir yönetici olsa bu potansiyelleri değerlendiremez miydi?

Van güneş kenti ve sıcak su kaynakları bol olan bir kent. Batıda yenilenebilir enerji kooperatifleri kurulurken, Van’da bu durumun şuana kadar konuşulmaması bile bizi yönetenlerin vizyonsuzluğunu ortaya seriyor. Örnekler çok, yer az. Acı ama gerçek Van vasat insanlar tarafından yönetiliyor. Yoksa Ferit Melen gibi bir insan ya da o ruha sahip biri çıksa Van’da yoksulluğun kader olmadığını çok rahat gösterebilir bizlere.

Kaynak: VanEkonomist