Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

İkinci aşamada ne var? Tahliyeler mi, eve dönüş mü?

VEYSİ POLAT Pervin Buldan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesinin ardından kullandığı “İkinci aşamaya geçtik” ifadesi, çözüm sürecinde yeni bir evreye girildiğini ortaya koydu. Bu cümle, sadece bir takvim değişikliğini değil, sürecin karakterinin değiştiğini de gösteriyor. İlk aşamada güvenlik ve temas kanalları öne çıkarken, ikinci aşamada artık siyaset ve hukuk belirleyici hale geliyor. Buldan’ın […]

İkinci aşamada ne var? Tahliyeler mi, eve dönüş mü?
  • 16 Aralık 2025 16:37

VEYSİ POLAT

Pervin Buldan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesinin ardından kullandığı “İkinci aşamaya geçtik” ifadesi, çözüm sürecinde yeni bir evreye girildiğini ortaya koydu. Bu cümle, sadece bir takvim değişikliğini değil, sürecin karakterinin değiştiğini de gösteriyor. İlk aşamada güvenlik ve temas kanalları öne çıkarken, ikinci aşamada artık siyaset ve hukuk belirleyici hale geliyor.

Buldan’ın özellikle “yasal ve hukuki zemine ihtiyaç var” vurgusu yapması, sürecin artık fiili adımlardan çıkıp Meclis merkezli bir hatta oturacağının işareti olarak okunuyor. Bahçeli’nin bu açıklamalara açık destek vermesi ise, milliyetçi siyaset açısından sürecin meşruiyet eşiğinin aşıldığını gösteren en kritik unsur olarak öne çıkıyor.

BARIŞ YASASI TARTIŞMASI: AF DEĞİL, ÇERÇEVE

Kulislerde “Barış Yasası”, “Fırsat Yasası” ya da “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan düzenleme, kamuoyunda sıkça dile getirilen “af” tartışmasından bilinçli biçimde ayrıştırılıyor. Buradaki temel yaklaşım, toptancı bir af yerine, kişi bazlı ve kademeli bir hukuki model kurulması.

Bu yaklaşımın iki temel gerekçesi var. Birincisi, toplumda “cezasızlık” algısının oluşmasını engellemek. İkincisi ise, çıkarılacak yasanın başka örgütler açısından emsal teşkil etmesinin önüne geçmek. Bu nedenle düzenlemenin, kendisini fesheden bir yapı üzerinden, sınırlı ve özel bir çerçevede hazırlanması planlanıyor.

CEZAEVLERİ DOSYASI: KADEMELİ VE SEÇİCİ BİR YOL

Türkiye’de KCK-PKK bağlantılı suçlamalarla cezaevlerinde bulunan yaklaşık 4 bin 200 kişi, ikinci aşamanın en hassas başlıklarından birini oluşturuyor. Ancak bu grubun tamamı için tek tip bir düzenleme gündemde değil. Edinilen bilgilere göre, her dosya ayrı ayrı ele alınacak ve silahlı eyleme katılım, örgüt içindeki pozisyon ve infaz süresi gibi kriterler belirleyici olacak.

Bu noktada denetimli serbestlik, infaz ertelemesi ve mevcut hukuki uygulamaların genişletilmesi ön plana çıkıyor. Amaç, hem süreci ilerletmek hem de kamu vicdanında yeni bir kırılma yaratmamak. Bu nedenle “toplu tahliye” ya da “genel af” gibi başlıkların özellikle telaffuz edilmediği görülüyor.

EVE DÖNÜŞ MESELESİ: EN GÖRÜNÜR EŞİK

İkinci aşamanın en somut ve en görünür başlığı ise, silahlı eylemlere katılmamış örgüt mensuplarının Türkiye’ye dönüşü. Ankara, Bağdat ve Erbil arasında bir süredir işleyen mekanizma, bu başlık için altyapının hazırlandığını gösteriyor.

Kulis bilgilerine göre PKK içinde suça karışmamış ve silahlı eylemlerde yer almamış kişi sayısı 950 ila 1050 arasında. Bu grubun dönüşü, çıkarılacak yasal düzenlemenin en erken uygulanacak adımı olarak değerlendiriliyor.

KİMLER KAPSAM DIŞINDA KALIYOR?

Sürecin net çizgilerinden biri de örgütün üst düzey yönetiminin bu düzenlemenin dışında tutulması. Yaklaşık 232 kişiden oluşan üst kadro için Türkiye’ye dönüş öngörülmüyor. Bu isimlerin büyük bölümünün Irak Federal Kürdistan Bölgesi’nde kalması, bir kısmının ise Avrupa–Irak hattında hareket etmesi bekleniyor. Bu başlık da Ankara-Bağdat-Erbil arasında yürütülen güvenlik ve diplomasi trafiğiyle yönetiliyor.

Bu ayrım, sürecin “örgütle pazarlık” değil, “silahsızlanma sonrası bireysel durumların çözümü” olarak çerçevelendiğini göstermesi açısından kritik.

BAHÇELİ’NİN DESTEĞİ NEDEN BELİRLEYİCİ?

Devlet Bahçeli’nin, Buldan’ın açıklamalarına “Her cümlesine imzamı atıyorum” diyerek destek vermesi, ikinci aşamanın siyasi sigortası olarak görülüyor. Bu cümle, sadece DEM Parti’ye değil, devlet içindeki farklı aktörlere de “bu sürecin arkasındayım” mesajı niteliği taşıyor.

Aynı zamanda bu destek, sürecin iktidar değişse bile geri dönülmesi zor bir siyasi hatta girdiğini gösteren güçlü bir işaret olarak değerlendiriliyor.

SONUÇ: SİLAH SONRASI HAYATIN HUKUKU KURULUYOR

İkinci aşama, ne sadece tahliye ne de sadece eve dönüş başlığıyla sınırlı. Bu aşama, silah sonrası dönemin hukuki ve siyasi mimarisinin inşa edilmesi anlamına geliyor. Riskleri yüksek, itirazları bol ama aynı zamanda kalıcı sonuçlar üretme potansiyeli olan bir evreye girilmiş durumda.

Önümüzdeki haftalarda Meclis’e gelecek yasal düzenlemenin kapsamı netleştikçe, “ikinci aşama”nın neyi kapsadığı da tartışmadan çıkıp somut başlıklara dönüşecek. Bu nedenle asıl belirleyici soru artık şu: Siyaset, bu sürecin ağırlığını taşımaya ne kadar hazır?