Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Tekstilde konkordato dalgası büyüyor, yüzlerce fabrika birer birer kapanıyor

Türkiye’nin milyonlarca kişiye istihdam sağlayan tekstil ve hazır giyim sektörü tarihinin en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya. Yüzlerce firmanın konkordato ilan ettiği, üretimin durduğu ve istihdamın hızla eridiği sektörde çöküş sinyalleri artık gizlenemez hale geldi. KONKORDATO FURYASI, KAPANAN FABRİKALAR, ERİYEN İSTİHDAM Son yılların değil, sektör temsilcilerine göre son 20 yılın en derin darboğazı yaşanıyor. Artan […]

Tekstilde konkordato dalgası büyüyor, yüzlerce fabrika birer birer kapanıyor
  • 14 Aralık 2025 16:22

Türkiye’nin milyonlarca kişiye istihdam sağlayan tekstil ve hazır giyim sektörü tarihinin en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya. Yüzlerce firmanın konkordato ilan ettiği, üretimin durduğu ve istihdamın hızla eridiği sektörde çöküş sinyalleri artık gizlenemez hale geldi.

KONKORDATO FURYASI, KAPANAN FABRİKALAR, ERİYEN İSTİHDAM

Son yılların değil, sektör temsilcilerine göre son 20 yılın en derin darboğazı yaşanıyor. Artan konkordato başvuruları, üretimi durduran tesisler ve hızlanan işten çıkarmalar, krizin geçici olmadığını açıkça gösteriyor. Finansmana erişimin neredeyse imkânsız hale gelmesi, enerji ve işçilik maliyetlerindeki sert artış ile ihracattaki daralma, sektörü adım adım iflas eşiğine sürüklüyor.

Bazı firmalar çareyi üretimi yurt dışına taşımakta bulurken, Mısır başta olmak üzere düşük maliyetli ülkeler yeni üretim üsleri haline geliyor.

YÜZLERCE FİRMA KAPIYA KİLİT VURDU

Sektör verilerine göre yalnızca bu yıl yüzlerce tekstil firması konkordato ilan etti ya da üretimi tamamen durdurdu. Son iki yılda kaybedilen istihdamın 300 bine yaklaştığı belirtiliyor. İstanbul, Denizli, Bursa, Gaziantep ve Kahramanmaraş gibi üretimin kalbi sayılan merkezlerde fabrikalar kapanıyor; ayakta kalan işletmeler ise kapasite kullanımını yüzde 30–40 seviyelerine kadar düşürmüş durumda. Avrupa pazarında siparişlerin kesilmesiyle ihracatta da sert bir gerileme yaşanıyor.

UZAK DOĞU REKABETİ SEKTÖRÜ NEFESSİZ BIRAKTI

Avrupa’daki talep daralması, Çin, Bangladeş ve Vietnam gibi ülkelerin agresif fiyat politikalarıyla birleşince Türk üreticiler uluslararası pazarda tutunamaz hale geldi. Enerji, ham madde ve işçilik maliyetlerindeki artış ile döviz kuru baskısı, ürün fiyatlarını rekabet edemez noktaya taşıdı. Bazı firmalar zararına sipariş almayı reddederken, bazıları tekstil üretiminden tamamen çekilerek farklı sektörlere yöneliyor.

“BU BİR DALGALANMA DEĞİL, YAPISAL BİR ÇÖKÜŞ”

Sektör temsilcileri yaşananları geçici bir kriz olarak görmüyor. Ucuz iş gücüne dayalı üretim modelinin artık sürdürülemez olduğu, finansman sıkışıklığı ve ihracattaki düşüşün zincirleme bir yıkım yarattığı ifade ediliyor. Ertelenen modernizasyon yatırımları, yüksek katma değerli ve teknik tekstilde geri kalınması, markalaşma eksikliği ve fason üretime bağımlılık krizin temel nedenleri arasında gösteriliyor.

300 FİRMA KONKORDATODA: ZİNCİRLEME İFLAS UYARISI

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, sektörde yaklaşık 300 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğunu açıkladı. Bir firmanın konkordatosunun, yalnızca o işletmeyi değil tedarik zincirindeki yüzlerce firmayı da sürüklediğine dikkat çeken Öksüz, mevcut uygulamaların ticaretin sürekliliğini tehdit ettiğini söyledi. Öksüz’e göre sektörde çıkış için tek yol; teknolojik dönüşüm, markalaşma, teknik tekstil ve sürdürülebilir üretime acilen yatırım yapılması.

MERTER, OSMANBEY, LALELİ: IŞIKLAR SÖNÜYOR

İstanbul’un tekstil vitrinleri olarak bilinen Merter, Osmanbey ve Laleli’de kepenkler birer birer iniyor. Bir zamanlar yabancı alıcılarla dolup taşan mağaza ve showroomlar boş kalıyor, kapatılan dükkânlara yeni kiracı bulunamıyor. Esnaf, siparişlerdeki sert düşüş, artan maliyetler ve yabancı alıcı trafiğindeki gerilemenin işleri durma noktasına getirdiğini söylüyor. Özellikle Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Gürcistan ve Orta Asya’dan gelen alıcı sayısındaki düşüş, bölgelerdeki ticari hayatı felç etmiş durumda. Tekstil sektöründe yaşanan bu tablo, yalnızca bir sektör krizini değil; Türkiye ekonomisinin önemli bir istihdam ve ihracat damarında derin bir kırılmayı işaret ediyor. HABER MERKEZİ