VEYSİ POLAT
Diyarbakır Ocak 2026’ya bir rakamla girdi.
Ama bu rakam, istatistik tablolarında sessizce duran soğuk bir veri değil.
%22,9’luk ihracat düşüşü, kentin ekonomisine düşülmüş küçük bir dipnot değil; yüksek sesle çalan bir alarmdır.
İhracat bir ayda 25 milyon dolardan 19 milyon dolara geriledi.
Bu, “kötü geçen bir ay” meselesi değil.
Bu, uzun süredir örülen bir duvarın artık iyice görünür hale gelmesidir.
Bu tabloyu ortaya koyan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, rakamları süsleyerek değil, gerçeği işaret ederek konuştu.
DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, verileri değerlendirirken lafı dolandırmadı, meseleyi tek cümlede özetledi:
“Bu tabloyu küresel daralma ya da Irak-Suriye pazarlarındaki genel gerilemeyle açıklamak mümkün değil. Sorunun adresi nettir: sınır kapıları.”
Bu cümle aslında Diyarbakır ekonomisinin son yıllardaki özetidir.
Çünkü sorun ne döviz kuru.
Ne küresel durgunluk.
Ne de Irak ya da Suriye’de talep eksikliği.
Sorun, Diyarbakır’ın ticaret yollarının bilinçli biçimde daraltılmasıdır.
Türkiye genelinde Irak’a ihracat Ocak 2026’da %8,4 gerilemiş.
Bu düşüş, küresel belirsizliklerle açıklanabilir.
Ama Diyarbakır’da aynı dönemde yaşanan %32,2’lik kayıp, artık başka bir şey söylüyor.
Üstelik kentin ihracatının hâlâ %55’i Irak pazarına yapılırken.
Bu, basit bir dalgalanma değil.
Bu, hayati bir damar tıkanıklığıdır.
Ve bu tıkanıklık kendiliğinden oluşmadı.
Asıl sarsıcı tablo ise Suriye hattında karşımıza çıkıyor.
Ocak 2026 verileri, Diyarbakır’ın Suriye’ye ihracatında %74’lük bir çöküş yaşandığını gösteriyor.
Aynı dönemde Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı %6,7 artmış durumda.
Şimdi durup soralım:
Aynı ülke, aynı piyasa, aynı dönem…
Ama iki bambaşka sonuç.
Bu fark piyasa değildir.
Bu fark tesadüf değildir.
Bu fark politiktir.
Bir tarafta çalışan sınır kapıları, işleyen lojistik hatlar, desteklenen ticaret…
Diğer tarafta ise fiilen işlevsiz bırakılmış kapılar, belirsizlik içinde bekleyen ihracatçılar ve oyunun dışına itilen bir kent.
Cilvegözü çalışıyor.
Nusaybin çalışmıyor.
Türkiye ihracat yapıyor.
Diyarbakır seyrediyor.
Suriye ticareti fiilen Cilvegözü Sınır Kapısı’na sıkıştırılmış durumda.
Resmi açıklamalarda “açık” denilen Nusaybin Sınır Kapısı ise sahada Diyarbakırlı ihracatçı için neredeyse tamamen kapalı.
Güvenlik gerekçesiyle alınan kararlar, geçici olmaktan çıkıp kalıcı bir ticaret rejimine dönüşmüş durumda.
Ve bu rejim, Diyarbakır’ı merkezin dışına itiyor.
Bir Diyarbakırlı ihracatçı için tırını Nusaybin’den geçirmekle Hatay’a yönlendirmek arasında sadece kilometre farkı yok.
Bu fark; ek maliyet, zaman kaybı, sigorta belirsizliği, ödeme riski ve en önemlisi rekabetten düşmek demek.
Büyük firmalar bu yükü taşır.
Ama Diyarbakır ekonomisinin omurgasını oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bu, pazardan silinmek demektir.
Sonuç gecikmiyor.
Ocak 2026 itibarıyla Diyarbakır, Türkiye ihracat sıralamasında 46. sıraya gerilemiş durumda.
Bu sadece bir sıralama değil.
Bu, Diyarbakır’ın Türkiye ekonomisindeki yerinin sistemli biçimde aşağı çekildiğinin göstergesidir.
Ve bu mesele sadece ihracat meselesi değil.
Bu doğrudan istihdam meselesidir.
Üretim meselesidir.
Kentte tutunmaya çalışan binlerce insanın geleceği meselesidir.
Her düşen ihracat rakamı; bir üretim bandının yavaşlaması, bir vardiyanın eksilmesi, bir haneye daha az ekmek girmesi demektir.
Güvenlik merkezli sınır politikaları Diyarbakır’da yalnızca ticareti değil, hayatın kendisini daraltmaktadır.
Güvenlik elbette önemlidir.
Ama güvenlik, ekonomiyi tamamen dışlayan bir dogmaya dönüştüğünde, ortaya çıkan şey güvenlik değil; ekonomik izolasyon olur.
Bugün Diyarbakır’ın yaşadığı tam olarak budur.
Sınırlar sadece haritalarda çizilmez.
Bazen tırların geçemediği kapılarda, bazen kapatılan ticaret yollarında, bazen de işsiz kalan insanların hayatında çizilir.
Diyarbakır’ın önüne örülen bu ticaret duvarı kaldırılmadan, ihracatın toparlanması mümkün değil.
Sınır kapılarıyla ilgili acil, şeffaf ve bölge lehine bir düzenleme yapılmadıkça, bu kent üretmeye değil, seyretmeye mahkûm edilmeye devam edecek.
Bu tablo artık bir veri değil, açık bir uyarıdır:
Sınır kapıları kapalıyken Diyarbakır’ın ekonomisi de kapalı kalır.
