VEYSİ POLAT
Van, İran’a açılan sınırı, bölgesel ticaret potansiyeli, tarımsal üretimi, hayvancılığı ve turizm değerleriyle Doğu’nun önemli ekonomik merkezlerinden biri olabilecek bir kent.
Ancak kentin sahip olduğu potansiyelle ekonomik göstergeleri arasındaki mesafe, yıllardır kapanmıyor.
Sınırın ötesindeki pazarlara yakın olmak, tek başına ticareti büyütmeye yetmiyor.
Bunun için üretim, lojistik, finansmana erişim ve kurumsal bir ekonomik vizyon gerekiyor.
Van’ın temel sorunu, coğrafyasının sunduğu fırsatları kalıcı bir ekonomik güce dönüştürememesi.
Bu tablo, yalnızca merkezi yönetimin politikalarıyla açıklanamaz.
Kentin ekonomik kurumlarının yıllar içinde ne ürettiği, hangi sorunlara çözüm geliştirdiği ve geleceğe ilişkin nasıl bir yol haritası ortaya koyduğu da sorgulanmalı.
Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın 24 Ekim’de yapılacak seçimleri bu açıdan sıradan bir oda seçiminin ötesinde anlam taşıyor.
Seçim, aynı zamanda Van ekonomisinin nasıl bir yön izleyeceği konusunda da bir tercih olacak.
Rakamların anlattığı hikâye
Van’ın ihracat rakamları, ekonomik potansiyelle gerçekleşen performans arasındaki farkı gözler önüne seriyor.
Kentin ihracatı 2011’de 44,4 milyon dolar seviyesindeyken 2012’de 21,7 milyon dolara geriledi.
2025 yılı ihracatı 15 milyon 554 bin dolar olarak kaydedildi. 2026’nın ilk sekiz ayında ise 16 milyon 832 bin dolara ulaşıldı.
Son rakam, önceki yılın tamamındaki ihracatın aşılması bakımından olumlu bir işaret.
Ancak tek başına bu artış, Van’ın dış ticaretteki yapısal sorunlarının aşıldığını göstermiyor.
Asıl mesele, ihracatın sürdürülebilir biçimde büyümesi, ürün çeşitliliğinin artması ve kentte üretilen değerin uluslararası pazarlara daha güçlü şekilde taşınması.
Üstelik Van, İran’a komşu olmasına rağmen bu coğrafi avantajı bölgesel bir ticaret ve lojistik merkezine dönüşme düzeyinde değerlendirebilmiş değil.
Sınır kapısının varlığı önemlidir; ancak sınır ticaretinin ötesine geçmek için depolama, soğuk zincir, gümrük hizmetleri, demiryolu bağlantıları ve uluslararası dağıtım altyapısı gerekir.
Van’ın önündeki soru şu: Komşu ülkelere yakınlığını yalnızca bir geçiş güzergâhı olarak mı kullanacak, yoksa bölgenin üretim ve dağıtım merkezlerinden biri olmayı mı hedefleyecek?
Kişi başına gelirde 79’uncu sıra
Van’ın ekonomik tablosunu daha çarpıcı hale getiren göstergelerden biri de kişi başına düşen gelir.
2024 verilerine göre Van’da kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla 203 bin 49 TL düzeyinde kaldı.
Türkiye ortalaması ise 503 bin 76 TL oldu. Bu rakamlarla Van, 81 il arasında 79’uncu sırada yer aldı.
Bu fark, yalnızca gelir düzeyindeki geriliği değil, üretim kapasitesi ve ekonomik fırsatlara erişimdeki eşitsizliği de ortaya koyuyor.
Daha fazla yatırım, daha güçlü sanayi altyapısı, nitelikli istihdam ve yüksek katma değerli üretim olmadan bu makasın kapanması zor.
Dolayısıyla Van’ın ekonomik gündemi, yalnızca sınır ticaretinin hareketlenmesine veya dönemsel ihracat artışlarına indirgenemez.
Kentin üretim yapısını çeşitlendirecek, işletmelerin büyümesini sağlayacak ve gençlere yeni iş alanları açacak bütünlüklü bir programa ihtiyaç var.
On üç yıllık yönetim, aynı sorular
Van TSO Başkanı Necdet Takva, 2013’ten bu yana oda yönetiminin başında. Takva, odasını Türkiye’nin en başarılı ticaret ve sanayi odalarından biri olarak tanımlıyor.
Ancak bir kurumun başarısı yalnızca kendi çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerle ölçülemez.
Üyesinin işini büyütüp büyütemediği, kentte üretimin ve ihracatın ne ölçüde geliştiği, yeni yatırımların ve istihdamın artıp artmadığı da bu değerlendirmenin parçası olmalı.
Takva’nın görevde bulunduğu uzun dönemin ardından Van’ın ihracat ve gelir göstergeleri hâlâ önemli sorunlara işaret ediyor.
Elbette bu tablonun tamamını bir oda yönetimine bağlamak doğru olmaz.
Merkezi yönetimin yatırım politikaları, sınır ticaretindeki koşullar, ulaşım altyapısı ve bölgesel eşitsizlikler de belirleyici.
Ancak tam da bu nedenle, kentin ekonomik kurumlarından beklenen, mevcut sorunları sıralamakla yetinmeyip çözüm için daha güçlü bir irade ve sonuç odaklı bir program ortaya koymaları.
Seçim dönemlerinde açıklanan projeler, geçmiş dönemin performansını değerlendirme ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Aksine, yeni vaatlerin inandırıcılığı, önceki yıllarda hangi hedeflere ulaşıldığı ve hangi sorunların çözümsüz kaldığıyla birlikte ele alınmalı.
İrem Bayram’ın “Yeni Ekonomi Nesli” programı
Bu seçimde dikkat çeken adaylardan biri, Yeşil Liste ile yarışan İrem Bayram. Bayram, “Yeni Ekonomi Nesli” (YEN) adını verdiği programı yalnızca oda yönetiminde değişim iddiasıyla sınırlamıyor; Van ekonomisinin üretim, lojistik, finansman, turizm ve dış ticaret alanlarında yeniden ele alınmasını öneriyor.
Bayram’ın açıkladığı programa göre hazırlık sürecinde yaklaşık bir buçuk yıl boyunca saha çalışması yürütüldü ve esnaf, sanayici, üretici, kadın girişimci, gençler, akademisyenler ve çalışanlarla yaklaşık 6 bin 100 yüz yüze görüşme yapıldı.
Programın temel iddiası, oda yönetimini üyelerin sorunlarına daha doğrudan temas eden, veriye dayalı çalışan ve proje geliştiren bir yapıya dönüştürmek.
Programın öne çıkan başlıklarından biri, “Merkez Van” hedefi.
Bayram, kentin sınır konumunu daha etkin değerlendirebilmesi için lojistik depolama alanları, lisanslı depoculuk, soğuk zincir ve uluslararası transfer merkezi kurulması üzerinde duruyor.
Van’ın çevre iller ve komşu ülkeler için tedarik ve dağıtım merkezine dönüşmesini; serbest bölge ve ihtisas gümrüğü için girişimlerde bulunulmasını, Van-Habur lojistik koridorunun ve kesintisiz demiryolu bağlantısının geliştirilmesini savunuyor. Bölgesel hava ulaşımının güçlendirilmesi de bu yaklaşımın bir parçası.
Bir diğer başlık, işletmelerin finansmana ve kamu desteklerine erişimini kolaylaştırmak.
Bayram’ın “Tek Büro” önerisi, şirket kuruluşundan ruhsat işlemlerine, teşviklerden finansman olanaklarına kadar farklı süreçleri tek noktadan takip edebilecek bir sistem kurulmasını öngörüyor.
Van’da Eximbank irtibat ofisi açılması için çalışılması ve işletmelerin ticari kredilere erişimindeki sorunların izlenmesi de programda yer alıyor.
Tarım ve hayvancılıkta ise Van’ın mevcut üretim değerlerini markalaştırmak hedefleniyor.
Van otlu peyniri, inci kefali, Norduz koyunu ve savat işçiliği gibi yerel değerlerin “Made in Van” markası altında ulusal ve uluslararası pazarlara taşınması öneriliyor.
Bu yaklaşım, yalnızca üretim miktarını artırmayı değil, Van’da üretilen ürünün daha fazla katma değer yaratmasını amaçlıyor.
Sanayi alanında organize sanayi bölgelerinin genişletilmesi, sektör kümelenmelerinin oluşturulması ve mobilya, yapı malzemeleri ile kuyumculuk gibi alanlarda ortak üretim ve pazarlama imkânlarının geliştirilmesi gündemde.
Gençler ve kadınlar için dijital ticaret, akıllı tarım ve Endüstri 4.0 alanlarında eğitimler verilmesi; küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşümünün desteklenmesi de programın diğer unsurları arasında.
Bayram, turizmi de dört mevsime yayılan bir ekonomik faaliyet olarak ele alıyor.
“Küresel Destinasyon Van” yaklaşımıyla doğa, gastronomi, inanç, kongre, sağlık ve kış turizminin birlikte geliştirilmesini; uluslararası tanıtım ve fuar organizasyonlarının artırılmasını öneriyor. Artos Uluslararası Ekonomi ve Bölgesel İş Birliği Zirvesi ile dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Vanlı iş insanlarının sermaye ve bağlantılarını kente yönlendirecek bir ağ kurulması da hedefleri arasında.
Program, oda hizmetlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin öneriler de içeriyor. Üyelerin 7 gün 24 saat ulaşabileceği dijital çözüm hattı, ilçelerde temsilcilikler, 19 meslek komitesinin daha etkin çalışması ve kararların güvenilir verilerle alınması bunlardan bazıları.
Bayram ayrıca kadın kooperatifleri ve kadın girişimcilerin ürünlerini otel, restoran, mağaza ve kurumsal alıcılarla buluşturmayı; finansman, mentorluk ve ihracat olanaklarına erişimlerini kolaylaştırmayı savunuyor.
Bunlar, Van’ın ekonomik sorunlarına farklı başlıklardan yaklaşan ve tartışılmayı hak eden öneriler.
Ancak seçim programlarının gerçek değeri, açıklanan hedeflerin uygulanabilirliği ve sonuçlarıyla ölçülecek.
Finansmanın nasıl sağlanacağı, hangi kurumlarla iş birliği kurulacağı, projelerin hangi takvimle yürütüleceği ve başarı ölçütlerinin nasıl belirleneceği de en az vaatlerin kendisi kadar önemli.
Zahir Kandaşoğlu’nun öne çıkardığı başlıklar
Seçimin bir diğer adayı Zahir Kandaşoğlu da Van’ın sınır ticareti, ulaşım ve finansmana erişim sorunlarını gündeminde tutuyor. Kandaşoğlu, Kapıköy Gümrük Kapısı’ndaki işlemlerin hızlandırılması, ithalat ve ihracattaki bürokratik engellerin azaltılması, uçak seferlerinin artırılması ve bilet fiyatlarının düşürülmesi için girişimlerde bulunulmasını öneriyor.
Bankalarla özel mekanizmalar geliştirilerek işletmelerin krediye erişiminin kolaylaştırılması, sanayi siteleri ve ticaret bölgelerindeki altyapı eksikliklerinin giderilmesi de programında yer alıyor.
Kandaşoğlu’nun önerileri, Van iş dünyasının uzun süredir dile getirdiği sorunlara odaklanıyor.
Adayların farklı başlıklar altında ortaya koyduğu öneriler arasında ortak bir zemin var:
Van’ın sınır avantajını ticarete, ticareti üretime, üretimi de istihdama dönüştürmesi gerekiyor.
Asıl ayrım, bu hedeflere hangi yöntemlerle ulaşılacağı ve projelerin ne kadarının somut bir uygulama planına dönüştürülebileceğinde ortaya çıkacak.
Seçim, yalnızca isimler arasında bir tercih değil
Seçim sürecinde 1.565 üyenin oy kullanma hakkı üzerinden yaşanan tartışma da oda yönetimi ve seçimlerin işleyişine ilişkin soru işaretlerini gündeme taşıdı. Süreçteki itirazların ardından Yüksek Seçim Kurulunun söz konusu üyelerin seçmen listelerine dahil edilmesi yönünde karar verdiği açıklandı.
Bu tartışmanın ötesinde, seçimlerin oda üyelerinin iradesini eksiksiz biçimde yansıttığına ilişkin güvenin korunması önem taşıyor.
Ticaret ve sanayi odaları yalnızca üyelerinin işlemlerini yürüten kurumlar değil; kentlerin ekonomik geleceğinde söz sahibi olması gereken yapılardır.
Bu nedenle yönetim anlayışının şeffaflığı, üyelerin karar süreçlerine katılımı ve hesap verebilirlik, ekonomik projeler kadar önemli.
Van’ın bugün ihtiyacı, yalnızca yeni bir başkan ya da yeni bir yönetim değil; ekonomik potansiyeli harekete geçirecek, ölçülebilir hedeflere dayanan ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılacak bir yol haritası.
İran’a komşu olmak, tek başına zenginlik getirmiyor.
Turizm değerlerine sahip olmak, kendiliğinden refah yaratmıyor.
Tarım ve hayvancılık potansiyeli de markalaşma, işleme, pazarlama ve dış pazarlara erişim olmadan yeterince gelir üretmiyor.
Bunların her biri, uzun vadeli planlama ve kurumlar arası iş birliği gerektiriyor.
Van TSO seçimlerinde adayların projeleri bu nedenle önem taşıyor.
Fakat seçmenin sorması gereken soru, kimin daha fazla vaat açıkladığından ibaret değil:
Hangi programın somut finansman modeli var?
Hangi hedefler belirli bir takvime bağlanmış?
Hangi sonuçların hesabı verilecek?
Van’ın sınırları bir fırsat; ekonomik ufkunun dar kalması ise aşılması gereken bir sorun.
24 Ekim’de yapılacak seçim, bu sorunun nasıl ele alınacağına ilişkin bir tercih olacak.
Van’ın ihtiyacı, sınırın ötesindeki pazarlara bakmakla yetinmeyen; kentin içindeki üretim gücünü büyüten, emeği gelire, potansiyeli yatırıma dönüştüren bir ekonomik anlayış.
