VEYSİ POLAT
Bazı insanlar öldüğünde sadece bir koltuk boşalmaz.
Bir şehir eksilir.
Bugün öyle bir gün.
Diyarbakır, yalnızca Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Nevin İl’i kaybetmedi.
Bu kent, kadınların ekonomik hayatta görünür olması için yıllarca mücadele etmiş gerçek bir yurtseverini, demokratik yaşamın sessiz ama en güçlü emekçilerinden birini kaybetti.
Ölüm bazen insanı hazırlıksız yakalar.
Nevin ablanın hastalığını biliyorduk.
Tedavi görüyordu.
Ama onun yaşama bağlılığını bilen herkes gibi ben de bu kadar erken gideceğine ihtimal vermemiştim.
Daha yapılacak toplantılar, kurulacak cümleler, tartışılacak projeler vardı.
O ise sanki zamanı yetmeyeceğini hissedercesine hep üretmeye, hep koşturmaya devam ediyordu.
Son dört aydır aynı çatı altında çalışma imkânı buldum.
Meclis Başkanımızdı.
Sakin görünürdü ama mücadeleciydi.
Yumuşak konuşurdu ama ilkelerinden taviz vermezdi.
Bir işi üstlenmişse sonuna kadar takip ederdi.
İnsan bazen bir kişinin yokluğunu, onun yaptığı işlerin büyüklüğüyle anlar.
Nevin İl de onlardan biriydi.
Yıllar önce Abori Dergisi adına fabrikasında uzun bir röportaj yapmıştım.
Saatlerce konuştuk.
Çocukluğunu…
Kadın olarak iş dünyasında yaşadığı zorlukları…
Erkek egemen ticaret anlayışını…
İnatla kurduğu hayallerini…
O gün ilk kez meslektaş olduğumuzu öğrenmiştim.
Gazetecilik geçmişi vardı.
Belki de bu yüzden anlatırken hiçbir cümlesi ezber değildi.
Yaşadığı her şeyi kendi hayatından süzüp anlatıyordu.
O röportajdan aklımda kalan en güçlü cümle ise kadınlara dair kurduğu hayaldi.
“Oda seçimlerinde kadınların yönetim ve mecliste yer almasını istiyoruz ama bu tek başına yetmez” demişti.
Aslında bütün mücadele anlayışını tek cümlede özetliyordu.
Onun derdi birkaç kadının vitrinde görünmesi değildi.
Kadınların karar vermesi…
Üretmesi…
Birbirine güç vermesi…
Ekonominin öznesi olmasıydı.
Bu yüzden “İş Kadınları Meclisi” fikrini yalnızca bir proje olarak değil, erkek egemen ekonomik düzeni dönüştürecek demokratik bir alan olarak tarif ediyordu.
Çünkü bu coğrafyada kadın olmak başlı başına bir mücadeledir.
İş kadını olmak ise çoğu zaman iki kat mücadele demektir.
Feodal ilişkilerin, erkek egemen sermaye anlayışının ve görünmez duvarların arasından geçerek ayakta kalmak kolay değildir.
Nevin İl tam da bu duvarlara çarpan kadınların sesi oldu.
Sadece kendi şirketini büyütmedi.
Kendisinden sonra gelecek kadınların yolunu açmaya çalıştı.
İşte onu farklı yapan da buydu.
Nevin ablayı yalnızca kadın girişimciliği üzerinden anlatmak eksik kalır.
Onun başka bir hassasiyeti daha vardı.
Kürt dili…
Kürt kültürü…
Bu kadim coğrafyanın hafızası…
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nda özellikle Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Korkmaz ile birlikte Kürtçenin kamusal yaşamda daha görünür olması için büyük emek verdi.
Birçok kültürel etkinlikte…
Yayınlarda…
Toplantılarda…
Projelerde…
Sessiz ama kararlı bir irade ortaya koydu.
Çünkü o biliyordu ki ekonomik kalkınma ile kültürel hafıza birbirinden ayrı düşünülemez.
Bir halk kendi diliyle üretmeden, kendi kültürüyle var olmadan gerçek anlamda kalkınamazdı.
Bu nedenle Nevin İl’in yurtseverliği yalnızca memleketini sevmekten ibaret değildi.
O, bu kentin dilini, kültürünü, kadınlarını, emeğini birlikte savunuyordu.
Benim hafızamda ise bambaşka bir yeri var.
Abori…
Belki bugün birçok kişi hatırlamaz.
Ama biz o dergiyi büyük hayallerle çıkarmıştık.
Dört parçada ve dünyanın dört bir yanında başarı hikâyeleri yazan iş insanlarını aynı sayfalarda buluşturmak istiyorduk.
İş dünyasının birbirinden haberdar olacağı bir köprü kurmaya çalışıyorduk.
Sonra ekonomik şartlar ağırlaştı.
Dergiyi yaşatamaz hale geldik.
Ben de pes ettim.
Şehri bırakıp köye yerleştim.
Toprağa döndüm.
Bostan ekecektim.
Tam da o günlerde telefon çaldı.
Arayanlardan biri Nevin ablaydı.
Diğeri Burç Baysal.
“Abori kapanmamalı.”
“Devam et.”
“Bu kentin böyle nefeslere ihtiyacı var.”
Söyledikleri tam olarak buydu.
Belki farkında değildi ama bazen insanın yeniden ayağa kalkması için büyük desteklere değil, inandığı insanların birkaç cümlesine ihtiyacı olur.
O birkaç cümle hâlâ kulağımda.
Bugün dönüp geriye baktığımda görüyorum ki Nevin İl sadece görev yapan bir meclis başkanı değildi.
İnsan yetiştiren bir kadındı.
Cesaret veren bir kadındı.
El uzatan bir kadındı.
Ve en önemlisi…
Bu kentin geleceğine inanan bir kadındı.
Diyarbakır bugün önemli bir sanayicisini kaybetmedi sadece.
Önemli bir demokratını…
Kadın mücadelesinin yılmaz bir neferini…
Kürt dilinin gönüllü emekçisini…
İş dünyasında dayanışmanın en güçlü savunucularından birini…
Gerçek bir yurtsever kadını kaybetti.
Yarın onu Amed toprağına emanet edeceğiz.
Ama biliyorum…
Bu kentte iş kuran her genç kadın girişimcide…
Kürtçe yapılan her kültür etkinliğinde…
Kadınların eşit temsil mücadelesinde…
Ve Diyarbakır’ın daha demokratik, daha özgür geleceğine dair kurulan her hayalde Nevin İl’in emeği yaşamaya devam edecek.
Bazı insanlar aramızdan ayrılır.
Bazıları ise bir kentin vicdanına dönüşür.
Nevin abla, sen artık Diyarbakır’ın vicdanında yaşayacaksın.
Işıklar içinde uyu…
