Ekoabori

Öcalan’ın mektubu ve DEM’li belediyelerin yeni rotası

Belediyelerin önündeki yeni rota, halk adına karar veren değil halkla birlikte karar alan bir anlayış olarak şekilleniyor.

VEYSİ POLAT

Diyarbakır’da iki hafta önce gerçekleştirilen DEM Parti Yerel Yönetimler Konferansı’nın ardından gözler belediyelere çevrildi.

Konferansın en çok konuşulan başlığı kuşkusuz Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mektuptu. Mektupta sık sık yerel demokrasi, halkın yönetime katılımı, komünal yaşam ve belediyelerin halkla birlikte çözüm üretmesi gerektiği vurgulandı.

Ancak mektubun asıl anlamı, bugün Diyarbakır’da sahada atılan adımlarda kendisini göstermeye başlıyor.

Çünkü belediyeler artık sadece hizmet üreten kurumlar olarak değil, kentin sorunlarını toplumun bütün kesimleriyle birlikte çözmeye çalışan yapılar olarak hareket etmeye hazırlanıyor.

Bunun ilk örneği yıllardır tartışılan kaldırım işgalleri meselesinde ortaya çıktı.

Diyarbakır’ın en işlek caddelerinde yayaların kullanması gereken kaldırımların işgal edilmesi uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunların başında geliyor.

Geçmişte bu konuda yapılan müdahaleler çoğu zaman zabıta ile esnafı karşı karşıya getirdi, tartışmalar yaşandı, ortaya hoş olmayan görüntüler çıktı.

Bu kez farklı bir yöntem tercih ediliyor.

Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin eş başkanları sahaya iniyor, esnafla birebir görüşüyor, sorunu dayatmayla değil diyalogla çözmeye çalışıyor.

Önce konuşmak.

Önce ikna etmek.

Önce ortaklaşmak.

Sonra uygulamak.

Aslında Öcalan’ın mektubunda vurgulanan “halkla birlikte yönetim” anlayışının ilk somut karşılıklarından biri burada görülüyor.

Daha önemlisi, bu yaklaşım kentte karşılık bulmaya başlamış durumda.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, ilgili meslek odaları ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu da sürece destek veriyor.

Kentin ortak sorunlarının çatışmayla değil uzlaşıyla çözülmesi gerektiği yönündeki yaklaşım, farklı kesimlerden destek görüyor.

Bu nedenle yürütülen çalışma yalnızca kaldırımları boşaltma girişimi olarak değil, kentte ortak akıl oluşturma çabası olarak da değerlendiriliyor.

Benzer bir yaklaşımın yakın dönemde işportacılar konusunda da devreye girmesi bekleniyor.

Ama belediyelerin önündeki en büyük sınav bundan da ağır.

Uyuşturucu ve madde bağımlılığı.

Bugün Diyarbakır’da neredeyse her mahallede ailelerin kaygıyla konuştuğu, gençleri hedef alan ve giderek büyüyen bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız.

Bu nedenle belediyelerin yeni dönemde uyuşturucuyla mücadeleyi öncelikli başlıklardan biri haline getirmesi dikkat çekiyor.

Edinilen bilgilere göre Büyükşehir Belediyesi kapsamlı bir tedavi ve rehabilitasyon merkezi için hazırlık yürütüyor.

Ancak mesele sadece bir bina yapmak değil.

Belki de en önemli adım bundan sonra başlayacak.

Ailelerle temas kurulması.

Mahallelerde çalışmalar yürütülmesi.

Madde bağımlılığıyla mücadele eden gençlere ulaşılması.

Sorunun yalnızca sonuçlarına değil sebeplerine de odaklanılması.

Çünkü uyuşturucu sadece güvenlik meselesi değildir.

Aynı zamanda sosyal bir çöküş, ekonomik bir çıkmaz ve toplumsal bir yalnızlaşma sorunudur.

Bu nedenle çözümü de yalnızca resmi kurumlarda değil, toplumun içerisinde aranmalıdır.

Öcalan’ın mektubunda sık sık vurgulanan “halkın en büyük güç olduğu” yaklaşımı da burada anlam kazanıyor.

Belediyelerin önündeki yeni rota, halk adına karar veren değil halkla birlikte karar alan bir anlayış olarak şekilleniyor.

Kentin sorunlarını masa başında değil sokakta dinleyen, mahallelerde tartışan, toplumun farklı kesimlerini sürece dahil eden bir model inşa edilmeye çalışılıyor.

Elbette bunun ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek.

Ancak Diyarbakır’da son günlerde yaşanan gelişmelere bakıldığında konferans salonlarında yapılan tartışmaların yalnızca teoride kalmayacağı görülüyor.

Kaldırım işgallerinden işportacılık sorununa, uyuşturucuyla mücadeleden sosyal dayanışma projelerine kadar atılan adımların ortak bir noktası var:

Sorunları halktan uzaklaşarak değil, halka yaklaşarak çözmeye çalışmak.

Belki de bugün Diyarbakır’da şekillenmeye başlayan yeni belediyecilik anlayışını anlatan en güçlü cümle budur.

Ekoabori