Diyarbakır Medikal Firma Temsilcileri, artan enflasyon, döviz kuru baskısı ve ithalata dayalı maliyetlerin yükselmesine rağmen hastanelerle yapılan global bütçe anlaşmalarının güncelliğini yitirdiğini, ödeme belirsizliklerinin ve uzun vadelerin firmaları iflasın eşiğine sürüklediğini açıkladı.
Diyarbakır başta olmak üzere Türkiye genelinde faaliyet gösteren medikal firma temsilcileri, sağlık sisteminin sürdürülebilirliğine ilişkin kritik bir uyarı yaptı. Diyarbakır Medikal Firma Temsilcileri adına yapılan yazılı açıklamada, üniversite hastanelerinin içinde bulunduğu mali darboğazın artık sektörü taşıyamaz hale getirdiği belirtilerek, mevcut tablo “çöküşün eşiği” olarak tanımlandı.
BİR YILI AŞAN ÖDEME VADELERİ ZORLUYOR
Açıklamada, medikal firmaların, kamu sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam edebilmesi için kendi kaynaklarını tüketmek zorunda kaldığı, buna rağmen bir yılı aşan ödeme vadeleriyle karşı karşıya bırakıldığı vurgulandı. Açıklamada, devamla şu ifadeler yer aldı:
“Türkiye genelinde faaliyet gösteren medikal firma temsilcileri olarak, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir uyarıyı kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaşma zorunluluğu doğmuştur. Üniversite hastanelerinin içinde bulunduğu mali darboğaz ve ödeme belirsizlikleri artık sektörümüzü taşıyamayacağı bir noktaya getirmiştir. Mevcut uygulamada hastaneler ile yapılan yıllık global bütçe anlaşmaları; artan enflasyon, döviz kuru baskısı, ithalata dayalı ürün maliyetleri ve işletme giderlerindeki yükseliş karşısında tamamen yetersiz kalmaktadır.
Bugün tıbbi malzeme tedarikçileri 1 yılı aşan vadelerde ödeme almak zorunda kalmakta, kamu sağlık hizmetinin kesintisiz devam edebilmesi için kendi öz kaynaklarını tüketmekte ve nakit akışını sürdürebilmek adına bankalardan çok yüksek faiz oranlarıyla kredi kullanmaya mecbur bırakılmaktadır. Gelinen noktada firmalar satış yaptıkça finansman yükü altına girmekte, kredi faizleri ve finansman maliyetleri kâr marjlarını tamamen ortadan kaldırmakta, birçok işletme için faaliyetlerini sürdürmek ekonomik olarak mümkün olmaktan çıkmaktadır.
YÜK TEDRİKÇİ FİRMALARIN OMUZUNDA
Sektör, sağlık sistemine ürün sağlayan bir yapıdan çıkarak adeta kamu hizmetini finanse eden bir yapıya dönüşmüştür. Üniversite hastanelerinin işçilik giderlerinin global bütçe dışında ayrıca karşılanacağı yönünde daha önce ifade edilen düzenlemelerin uygulamada hayata geçirilmemesi, hastanelerin mali yükünü azaltmamış; bu yük doğrudan tedarikçi firmaların omuzlarına binmiştir.
Bu süreç yalnızca firmaları değil; Türkiye’nin sağlık tedarik güvenliğini, hastanelerin kesintisiz hizmet sunma kapasitesini, yerli üretim ve yatırım ortamını ve orta ile küçük ölçekli yüzlerce işletmenin varlığını doğrudan tehdit etmektedir. Bugün birçok firma iflasın eşiğinde olup, ihalelere katılım giderek azalmakta, kritik ürün gruplarında arz sürekliliği riski ortaya çıkmaktadır.
Tedarik zincirinde yaşanacak bir kırılma, doğrudan hasta hizmetlerine yansıyacak ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır. Süreçte düzenleyici ve uygulayıcı rolü bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından; üniversite hastanelerinin ödeme takvimlerinin net ve uygulanabilir şekilde yeniden yapılandırılması, global bütçe modelinin güncel ekonomik gerçeklere göre revize edilmesi, birikmiş alacaklara yönelik acil ve somut bir finansal çözüm mekanizması oluşturulması ve tıbbi malzeme tedarik zincirinin sürdürülebilirliğini sağlayacak yapısal düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir. Sağlık sistemi ancak güçlü bir tedarik yapısı ile ayakta kalabilir. Tedarikçi ayakta kalamazsa sağlık hizmeti sürdürülemez.”
HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA
Açıklamada, yaşanan krizin yalnızca ekonomik değil, doğrudan halk sağlığını tehdit eden bir boyuta ulaştığına dikkat çekilerek, acil adım atılmaması halinde sağlık hizmetlerinde ciddi aksaklıkların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulundu.
