Ekoabori

Amedspor’da fileleri değil, hafızayı sallayan golcü: Mbaye Diagne

VEYSİ POLAT

Bazı hikâyeler yukarıdan başlar ama aşağıya doğru akmaz.

Bazıları da tepeden iner ama yere değdiği an …

VEYSİ POLAT

Bazı hikâyeler yukarıdan başlar ama aşağıya doğru akmaz.

Bazıları da tepeden iner ama yere değdiği an başka bir şeye dönüşür.

Mbaye Diagne’nin Diyarbakır hikâyesi tam da böyle bir hikâye.

Juventus’tan Amedspor’a uzanan bir yol bu.

Kağıt üzerinde “kariyer düşüşü” diye okunabilecek bir yol.

Ama sahaya, tribüne ve hafızaya bakıldığında bambaşka bir anlam taşıyan bir yolculuk.

Diagne Diyarbakır’a gelirken iddialıydı.

“En az 25 gol atarım” dedi.

Henüz lig bitmeden 20 gole ulaştı.

Ama çok geçmeden anladık ki mesele gol sayısı değildi.

Zaten bu kentte hiçbir şey sadece rakamlardan ibaret değildir.

O Diyarbakır’a yalnızca gollerini getirmedi.

Bir duruş getirdi.

Bir sezgi.

Ve belki de en zoru: Taraf olma cesareti.

İlk günlerde tribünle kurduğu bağ, sıradan bir futbolcu-seyirci ilişkisi değildi.

Gol attı, tribüne koştu, sarıldı.

Sonrası kırmızı kart.

İşte o an, bu takımın, bu kentin, bu halkın hangi gözle izlendiğini sahada yaşayarak öğrendi.

Ve çoğu futbolcunun yaptığı gibi susmayı, geri çekilmeyi seçmedi.

Her deplasmanda aleyhine yükselen küfürlere, ıslıklara, “istemiyoruz” korosuna rağmen oyundan çıkmadı.

Başını eğmedi.

Gol attı.

Gol attıktan sonra iki parmağını kaldırdı:

“Zafer bizim.”

O iki parmak, tabelaya yazılan bir golden çok daha fazlasıydı.

Bir mesajdı.

Bir saf tutuştu.

Bir “ben buradayım” deme hâliydi.

Yeri geldi, Amedspor’un efsane kaptanı Şehmus Özer’in tişörtünü çıkardı tribüne gösterdi.

Sahada tek kelime etmedi ama çok şey söyledi:

“Bu forma bir kulübün değil, bir hafızanın formasıdır.”

Çekdar Orhan’ın “Kezî” eylemi sonrası verilen cezaya ise açıklamalarla değil, futbolla cevap verdi.

Son maçta bir asist, bir gol.

Yetmedi…

Gol sonrası Çekdar Orhan’ın formasını kaldırdı.

O an, milyonlarca Kürdün kalbine bir çentik daha attı.

Çünkü bazı goller fileye değil, hafızaya yazılır.

Artık Mbaye Diagne sadece bir santrfor değil.

O, ayrımcılığı sahada öğrenmiş bir tanık.

Baskıyı tribünde hissetmiş bir yol arkadaşı.

Ve susmamayı seçmiş bir futbolcu.

Juventus’ta Buffon’la, Pirlo’yla aynı sahayı paylaşmış olabilir.

Galatasaray’da gol kralı olmuş olabilir.

Ama Diagne’yi başka bir yere yazan şey bunlar değil.

Onu Diyarbakır’la özdeşleştiren şey;

Gol sevinci kadar hafızaya sahip çıkması,

Başarı kadar cesareti,

Yıldız olmasına rağmen yan yana durmayı seçmesi.

Bugün Mbaye Diagne, sadece Amedspor’un santrforu değil.

Bu kentin, bu halkın hikayesinde bir satır.

 

Ekoabori