Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Kanunda pek bilinmeyen bir gerçek: Parası olan kardeş, yoksul kardeşine nafaka vermek zorunda!

Şerife Deniz BULUT Türk Medeni Kanunu’nda yıllardır yürürlükte olan ama kamuoyunda neredeyse kimsenin bilmediği bir düzenleme, aile içi dayanışmayı sadece vicdani değil, hukuki bir zorunluluk haline getiriyor. Kanunun 364. maddesi, ekonomik olarak güçlü olan kardeşin, yoksulluğa düşen kardeşine maddi destek sağlamakla yükümlü olduğunu açıkça hükme bağlıyor. Bu yükümlülük, “yardım nafakası” adıyla mahkeme yoluyla talep edilebiliyor. […]

Kanunda pek bilinmeyen bir gerçek: Parası olan kardeş, yoksul kardeşine nafaka vermek zorunda!
  • 13 Aralık 2025 22:14

Şerife Deniz BULUT

Türk Medeni Kanunu’nda yıllardır yürürlükte olan ama kamuoyunda neredeyse kimsenin bilmediği bir düzenleme, aile içi dayanışmayı sadece vicdani değil, hukuki bir zorunluluk haline getiriyor. Kanunun 364. maddesi, ekonomik olarak güçlü olan kardeşin, yoksulluğa düşen kardeşine maddi destek sağlamakla yükümlü olduğunu açıkça hükme bağlıyor. Bu yükümlülük, “yardım nafakası” adıyla mahkeme yoluyla talep edilebiliyor.

KANUN AÇIK: İKİ YOKSULDAN FEDAKÂRLIK BEKLENMEZ

Yasa, herkesin herkese bakmasını öngörmüyor. Aksine, sınırı net çiziyor. Maddi durumu iyi olmayan bir kardeşten fedakârlık beklenmezken, refah içinde yaşayan kardeşin zor durumdaki kardeşine sırtını dönmesine izin verilmiyor. Amaç, bir aile ferdinin yoksulluk nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesini önlemek.

NAFAKA KENDİLİĞİNDEN BAŞLAMIYOR

Yardım nafakası otomatik olarak devreye girmiyor. Destek talep eden kardeşin Aile Mahkemesi’ne başvurarak dava açması gerekiyor. Hakim, davayı değerlendirirken iki kritik noktaya odaklanıyor: Nafaka isteyen kardeşin gerçekten yoksulluk sınırının altında yaşayıp yaşamadığı ve nafaka ödeyecek kardeşin kendi geçimini tehlikeye atmadan bu yardımı yapabilecek ekonomik güce sahip olup olmadığı.

Mahkeme, her iki şartın da oluştuğuna kanaat getirirse, nafaka miktarını tarafların yaşam koşullarını gözeterek belirliyor. Ne yardım alan sefil kalıyor ne de yardım edenin hayat standardı sarsılıyor.

ÖĞRENCİLER VE İŞSİZLER DE BU HAKTAN YARARLANABİLİYOR

Yargı kararları, bu düzenlemeyi “aile içi yardımlaşmanın yasal güvencesi” olarak tanımlıyor. Özellikle üniversite öğrencileri, işsiz kalan gençler ya da geçici gelir kaybı yaşayan kardeşler, yardım nafakası talep ederek temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir destek isteyebiliyor.

HERKESİ KAPSAMIYOR, SINIR NET

Bu yükümlülük, yalnızca en yakın aile bağları için geçerli. Anne, baba, çocuk, torun ve kardeşler bu kapsamdayken; hala, amca, teyze gibi yan soy akrabalar bu sorumluluğun dışında tutuluyor. Yasa, aile dayanışmasını geniş bir fedakârlık çağrısına değil, net bir hukuki çerçeveye oturtuyor.

Kısacası Türk Medeni Kanunu, “kardeş kardeşe bakar mı?” sorusunu vicdana bırakmıyor; cevabı doğrudan hukuka yazıyor.