Veysi Polat
14 Mayıs seçimlerine siyasal irade gaspı, ekonomik kriz, pandemi ve depremin yarattığı mağduriyetin gölgesinde giren çiçeği burnunda Yeşil Sol Parti, beklediği karşılığı bulamadı.
“Hedef en az 100 vekil” dendi ancak Emek ve Özgürlük İttifakı olarak Meclis’te 65 temsiliyet bulabildi.
Siyasette “Kürtlerin kalesi” olan Diyarbakır için “12-0” dendi, 8 vekil çıkarabildi.
İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyükşehirlerde oyları en az üçte bir oranında azaldı.
Peki neden?
Kadrolarına yönelik baskı, gözaltı, tutuklama ve sürgün elbette önemli bir etken.
Ancak bu dezavantaja rağmen Kürtlerin siyaset sahnesinde önemli rol oynayabileceği binlerce ismi var.
Bunlar yerine tabanın pek de tanımadığı isimlere yer verilmesi eleştirilerin başında geliyor.
Örneğin Diyarbakır’da 12 adayın sadece 5’i yerli.
İkinci önemli eleştiri, adayların sahada etkin ve programlı bir çalışma yürütememesi, kitlelere bir coşku verememesi.
HDP’nin kapatılma ihtimaline karşı seçime Yeşil Sol Parti olarak katılma kararı alınması, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ile yakın zamanda yaşanan kimi olumsuzluklar da tabanı ciddi bir şekilde rahatsız etmiş durumda.
Diğer yandan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek kararı ve “Bir Kemal’e, bir oy Yeşil Sol’a” tabana iyi anlatılamamış anlaşılan.
HDP’nin yüksek oy aldığı bölge illerinde ve büyükşehirlerde de oyların bir kısmının CHP’ye kaydığını gözlemlemek mümkün.
Yine Diyarbakır örneğini verirsek; CHP, 21 yıl aradan sonra Mesut Değer’den sonra Sezgin Tanrıkulu’nu Meclis’e gönderdi.
2018 seçimlerinde 19 bin oy alan CHP’nin dünkü seçimde 74 bin oy alması da bunun göstergelerinden biri.
Önümüzde yerel bir seçim var. Belki de tabanın bu seçimler öncesi YSP yönetimine bir uyarısı olarak da okunabilir.
Yerli ve tabanı iyi okuyabilen adaylar varken, kent dokusundan uzak, sokaklarını dahi bilmeyen ithal adaylarla devam kararı alırsa YSP daha da kan kaybedecektir.
