Ekoabori

Güven, vicdan ve çıkmaz sokak…

VEYSİ POLAT

Neydim, nereden geldim, gelirken nasıl geldim, kim vardı yanımda demeden Kaf Dağı’nı ben yarattım havasın…

VEYSİ POLAT

Neydim, nereden geldim, gelirken nasıl geldim, kim vardı yanımda demeden Kaf Dağı’nı ben yarattım havasında olanlar…

Yarın yaslandığınız kudret gider…

Ötelediğiniz samimi dostluklara özlem duyduğunuzda sırtınızı yaslayacağınız karları erimiş dağları da bulamayacaksınız.

Yaşama tutunmanın en önemli kavramı olan güven duygusunu her geçen gün kaybediyoruz ne yazık ki bu kentte!

Şüphecilik arttı, “acaba” demeler çoğaldı.

Çevremiz duygusal kırılmaları yaşayanlarla dolu.

Bir an için düşünün; bir şeye çok güveniyorsunuz, ardından tam tersi şeyler duyuyorsunuz.

İçe kapanıyorsunuz sonra.

Kendinle daha çok baş başa kalınca; iyisiyle, kötüsüyle; arkadaşına, dostuna, yaşadığın memleketine iyi niyetle kattıkların geliyor aklına.

Hayıflanıyorsun!

Diyarbakır, gittikçe eski günlerdeki dostane ilişkileri arar hale geldi.

Nereye baksan bir menfi çıkar!

Kimi koltuk sevdasında, kimi süte su katma derdinde…

Her şeye “özne” olanlar çoğaldı, “ben ben” deyip duranlardan kibir duvarı çatladı.

Tevazudan eser yok!

“İki kelamın belini kıralım” dediğin dostunla bir araya geldiğinde bile konu bu meseleye geliyor.

Güven…

Güvendiğimiz dağlar, şimdi hem karlı hem de puslu.

Sırtını kudret sahiplerine yaslayanlar, akşam yastığa baş koyduklarında vicdan terazisinde boynu bükük uyuyakalıyor.

Sabah uyandığında ise vicdanını bir kenara atıyor.

O terazinin bir gölgeden farksız olduğunu bilerek üstelik…

Gözleri dalıp gittiğinde aslında kendine ihanet ettiklerinin farkında bile değiller.

Neydim, nereden geldim, gelirken nasıl geldim, kim vardı yanımda demeden Kaf Dağı’nı ben yarattım havasında olanlar…

Yarın yaslandığınız kudret gider…

Ötelediğiniz samimi dostluklara özlem duyduğunuzda sırtınızı yaslayacağınız karları erimiş dağları da bulamayacaksınız.

Ekoabori