Ekoabori

İş insanı Musa Karagöz: İnşaat sektörü krizde, Diyarbakır hak ettiği yerde değil

VEYSİ POLAT

Diyarbakır’da doğan, gençlik yıllarını Karadeniz’de geçiren ve orada iş hayatına başlayan Bismilli iş ins…

VEYSİ POLAT

Diyarbakır’da doğan, gençlik yıllarını Karadeniz’de geçiren ve orada iş hayatına başlayan Bismilli iş insanı Musa Karagöz’ün çiftçilikten inşaat sektörüne uzanan başarılı hayat hikayesinin başrolünde hep Diyarbakır vardı.

Kendisi, Ukrayna Agrarni Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden mezun olduğunda sektörün pratiğini 2003’te kurulan ve aile ortaklığı olan Karagöz Kardeşler İnşaat Tekstil Tarım Limited Şirketi’nde çoktan yapmaya başlamıştı bile.

Türkiye’nin birçok kentindeki hastane, okul, kamu binalarının inşasında imzası bulunan iş insanı Musa Karagöz, 1990’lı yıllarda Güneydoğu’dan Karadeniz’e uzanan göç serüvenini, iş hayatını, şirketinin faaliyetlerini, sektörün içinde bulunduğu durumu ve Diyarbakır’ın ekonomik kalkınmasına yönelik düşünce ve projelerini Abori’ye anlattı.

 

Sayın Musa Karagöz’e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

ÇOCUK YAŞTA İŞ HAYATINA ATILDI

*Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Musa Karagöz kimdir?

1978 yılında Diyarbakır’ın Bismil İlçesi Tepecik Köyü’nde doğdum. 8’i kız olmak üzere 14 kardeşiz. İlkokulu köyde, ortaokul ve liseyi de değişik illerde tamamladım. Azerbaycan’da hazırlık okudum. Daha sonra Ukrayna Agrarni Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum.

*Okul sürecine baktığımızda köyden henüz çocuk yaşta ayrıldığınız anlaşılıyor. Neden köyden ayrıldınız?

Hayat şartları diyelim. Birden çok neden var aslında. 90’lı yıllardaki çatışmalı süreçte köy hayatı bayağı zorlaşmıştı. Henüz o dönemde 12-13 yaşlarındaydım. İlk olarak Karadeniz’e gittik. Giresun, Ordu ve Trabzon gibi illerde hem okuyup hem inşaat sektöründe çalıştım. Şantiyelerde taahhüt işleri yapan firmalardan taşeron işlerini yapıyorduk. Ben 12 yaşında iş ve inşaat hayatına girdim. Ailece yaptığımız bir işti. Ben de onlarla birlikte çalışıyordum. Daha sonra şirketleştik bu süre zarfında.

*Hangi şirketle başladınız iş hayatına ve ne işler yaptınız?

Sektöre Karagöz İnşaat olarak girdik. Kamu ihaleleri, yap-sat işlerimiz ilk olarak Bismil’de gerçekleşti. Bismil’de konut yapıp sattık. Türkiye’nin değişik illerinde hastane, okul gibi yerleri ve altyapı işlerini yaptık. Malatya, İstanbul, Batman, Diyarbakır merkez olmak üzere birçok ilde hem kamu ihaleleri hem de yap-sat işlerine devam ettik. Totalde şirketimizde 150 kişiyi istihdam ediyoruz.

*İnşaat dışında ne gibi işler yapıyorsunuz?

Medya, emlak, üretim, otomotiv ve tekstil sektörlerinde faaliyetlerimiz var. Türkiye geneli İstanbul merkezli internet haber sitemiz www.turkiyeekspreshaber.com bulunmaktadır. Bismil’de çeşitli perakende satış mağazalarımız mevcuttur. Hayatım inşaat aslında. Ama aile şirketimiz olduğu için şirket bünyesinde Diyarbakır merkezli Sur Beton firmamız var. Bismil’de kum ocağımız var. Üretimden bahsedersek, tarım var. Kendi topraklarımızda üretim yapıyoruz.

“İNŞAAT SEKTÖRÜ KRİZDEN DOLAYI TAAHHÜTLERİNİ YERİNE GETİREMİYOR”

*“Hayatım inşaat” dediniz. Sektörün ne tür sorunları var?

Son bir yılda artan döviz kurları, zamlardan kaynaklı en çok etkilenen sektörlerden biri inşaattır. Yani bir ekonomik kriz olduğunda direkt inşaat sektörü etkilenir. Bu yüzden inşaat şu an durma noktasında. Diğer sektörler dolaylı etkileniyor. Ülkemizin önemli bir işgücü inşaat sektöründe istihdam edilmektedir. Bu durum işsizlik oranlarını etkilemektedir.

Tüm inşaat sektörünü etkileyen bu olumsuz sürecin düzelmesi, çözülmesi için sektördekilerin, hükümetin, sanayi odaları ve birçok kuruluşun öncelikle bir araya gelip konuşması gerekiyor. Kamu ihalelerinde hükümetin verdiği tasfiye kararı iyiydi ama yeterli değildi. Fiyat farkları güncellendiği takdirde yine bu adımın bir faydası olmuyor. Kâr marjımızda bir değişim olmuyor. İyi adımlar da atıldı, bunu yaptığım işlerde gördüm. Tasfiye ettiğimiz işler olduğu gibi zarar ettiğimiz işler de oldu. Açıkçası inşaat sektörü şu durumda çok iyi değil.

İnşaat sektörü, krizden dolayı taahhütlerini yerine getiremiyor, kredilerini ve çeklerini ödeyemiyor. Banka komisyonları çok yüksek, teminat komisyonları çok yüksek. Bu konuda bankaların ve devletin müteahhitlere yardımcı olması gerekiyor. Genel olarak inşaat sektöründe bir sıkıntı var. Ama ben burada Diyarbakır firmalarına vurgu yapmak istiyorum.

Müteahhitlerin iş alması lazım. Şimdi birçok kişinin ekipmanları boşta, birçok işçi evine ekmek götüremiyor. Piyasadaki şartlardan dolayı makinalar bağlı ve müteahhitler iş yapamıyor. İş olmamasının sebebi küresel bir şey yani kalkıp sadece ülkemize bağlayamayız. Ama Diyarbakır’daki taahhüt nezdinde değerlendirirsek, Diyarbakır’ın yerli firmaları iş alamıyor, ithal firmalarla işler yürütülüyor. Diyarbakır firmaları göz ardı ediliyor. En büyük sıkıntı dışardan gelen firmalar iş alıp, buradan aldığı parayı başka yerlere götürmeleridir. Diyarbakır firmamız bir iş yaparsa, parasını burada harcıyor. Kar ve zararı geçtim, Diyarbakır firmaları iş alamıyorlar.

Yap-sat sektörünün de büyük sıkıntıları var. Arsa bedelleri ve imalatlar çok yüksek yap-sat müteahhitleri iyi fiyata satamıyor. Satamayınca da taahhüt bitmiyor ve şantiye duruyor. Mazota gelen zamdan otomatik etkilenen sektörlerden biriyiz. Mazota zam gelince başta beton ve demir fiyatları olmak üzere bütün kalemlerin maliyetleri artıyor. İnşaatın ham maddesi olan demir ve beton zamlanınca inşaat sektörü durağanlaşıyor. Çünkü ilk kazma hafriyat demir ve betonla başlıyor. Özellikle mazot fiyatlarının inmesi, arsa bedellerinin düşürülmesi gerekiyor.

“HAZİNE ARAZİLERİ DAR GELİRLİ AİLELERE BEDELSİZ VERİLMELİ”

*İnşaat ve arsa bedellerindeki KDV indirimi konusunda bir takım adımlar atıldı hükümet nezdinde. Bu alınan kararlar çare oldu mu?

Şimdi şöyle bu indirim 150 metre²’nin altında olan inşaatlar için değil, 150 metre²’nin üzerinde geçerli oldu. Genelde piyasaya bakıldığında projelerin hepsi 150 metrekarenin altında olduğu için, bu çıkan son yasa 150 metrekare ve üzeri olan konutlar için iyi bir şey aslında. Ama yine de iyi ve olumlu buluyoruz. Bunun gibi birçok şey yapılabilir. Hazine arazilerinin dar gelirli ailelere bedelsiz olarak verilmesi ve ailelerin müteahhitlerle anlaşarak konut sahibi olması hem inşaat sektörüne hem de ev sahibi olamayan vatandaşlara bir nefes olabileceğini düşünüyorum.

*Konut fiyatları neden yüksek?

Şimdi aslında şöyle bakmak lazım dünyayı etkileyen global bir krizden bahsetmek gerekiyor. Tabi her ülke bizim gibi etkilenmedi. Türkiye’deki mevcut durumun ekonomik krizin yanı sıra iyi yönetilmemesiyle de alakalı olduğunu düşünüyorum. Birçok neden var elbette. Türkiye’de kriz iyi yönetilemediği için faturası daha çok ağır oldu. Özellikle döviz kurunun düşmesi gerekir. Döviz kuru yükseldikçe bütün maliyetler buna paralel olarak yükselmektedir. Geçici düşüşler olsa da bu düşüşler maliyetlere yansımamaktadır. Önemli olan dövizi durdurmak ve sabitlemek olmalıdır. Bu sektörümüz içinde pozitif bir hava estirecektir. Konut fiyatlarını düşürmesek bile durağanlaştıracaktır.

“GENÇ NÜFUSA İSTİHDAM ALANI YARATMAMIZ ŞART”

*Bir iş insanı olarak Diyarbakır’da işsizliği azaltmak için önerileriniz var mı?

Yatırım… Tarım, tekstil, turizm ve ticaret merkezi olmak gerekir. Bu başlıklarda daha güçlü yatırımların olması gerekir. Mesleki eğitimden geçen kalifiye eleman alınarak ilk adım atılabilir. Gençler mesleki okul veya kurslardan diploma alarak direkt iş bulabilmeli. Genç nüfus bence hak ettiği ücreti alamadığı için çalışmak istemiyor. Tekstilde çalışanların en az 7500 TL almaları gerekiyor. Tabii ki işverene de devletin destek olması lazım. Dediğim gibi devletin Avrupa fonları olsun, İŞKUR üzerinden olsun, kalkınma ajansları olsun bu genç nüfusun entegre edilmesi için bir destek vermesi gerekiyor.

“İŞ CAMİASI AYRIŞMIŞ DURUMDA, BİRLİKTELİK İÇİN KÖPRÜ OLMAK İSTİYORUM”

*Şirketinizin geleceğe dair Diyarbakır’da yeni bir hedefi, yatırımı olacak mı?

Bu sorudan önce kente dair bir gözlemimi aktarmak istiyorum. Hayalim, hedefim hep Diyarbakır. Gecem Diyarbakır, gündüzüm Diyarbakır. Ben Diyarbakır’da iş yapmaktan ziyade Diyarbakır’ı nasıl beraber kalkındırabiliriz düşüncesindeyim. İş dünyası benim gördüğüm kadarıyla ayrışmış, herkes farklı bir arayışta. Diyarbakır için en büyük güvence iş dünyasını bir araya getirip barışçıl, beraber çözüm bulma noktasında, proje geliştirme noktasında, büyük küçük işletme demeden Diyarbakır’ı canlandırmak.

Diyarbakır’ın iş dünyasındaki en büyük sorunu bir araya gelmemesi ve beraberce ortak noktada çözüm arayışında olmamasıdır. O yüzden ben ileriki zamanlarda bir köprü olup herkesi bir araya getirip, büyük projelerle daha iyi sonuçlar elde edeceğime inanıyorum.

Turizme yönelik bizim bir otel projemiz var. Diyarbakır merkezde beş yıldızlı bir otel projemiz var. Şu an arsa ile ilgili görüşmeleri yapıyoruz. Bismil’de bir fabrika projemiz olacak. Bismil’de yine tarıma dayalı iki projemiz var. Lisanslı silolar üzerinde çalışmalarımız var.

“DİYARBAKIR, İSTENİLEN YERDE DEĞİL”

*Diyarbakır ekonomisini nasıl görüyorsunuz? Kent, ticarette sanayileşmede ve istihdam konusunda hangi noktada?

Maalesef Diyarbakır’ımız istenilen yerde değil. İşsizlikte de üst sıralardayız. Diyarbakır’ın Tarım, Tekstil, Turizm ve Lojistik üs olması gerekir. Ortadoğu’nun kalbi konumunda ama ticaret ve üretimde maalesef kalbi değil. Diyarbakır’ın bir marka şehri olması gerekir. Buna engel olan ticarette söz sahibi olan yönetimlerdir.

Turizm konusunda Diyarbakır, Doğu’nun değil Orta Doğu’nun en kadim şehri olmak bir yana medeniyetler şehridir. Turizmde hiç tanıtılmamış bu şehirde o kadar değerli varlıklarımız var ki buna öncülük edip, iyi tanıtımlarla hem Türkiye’de hem Dünya’da turizm merkezi haline gelmesi gerekir.

Surların restore edilmesi gereken birçok bölümü varken daha bir kısmı restore edilmiş. Kuran’da adı geçen üç tane peygamberin mezarı ve Hz. Süleyman’ın burada olması, 5. Mescid dediğimiz Ulu Camii inanç turizmi açısından oldukça önemlidir. Zerzevan Kalesi, surlar on gözlü köprü ve daha birçok önemli yapının burada olması turizmin gelişmesine katkı sağlayacaktır.

“MODERN TARIMA GEÇMELİ, PAMUK İLE  ÖN PLANA ÇIKABİLİRİZ”

*Tarımda hangi noktadayız?

Çiftçi bir babanın oğlu olarak şunu söyleyebilirim. Babam yıllarca tarımla uğraştı. O dönemde teknolojik araçlar, makinalar yoktu ama inanın o dönemde tarım daha verimli ve daha bereketliydi. Ama şimdi geldiğimiz noktaya baktığımızda bu imkanlarla bilinçsiz tarım politikası yapılıyor. Yani ne ektiğimizi ve biçtiğimizi bilmiyoruz. Çiftçi hangi toprağa ne ekileceğini, sürecin nasıl işleyeceğini bir danışmanlık hizmetiyle öğrenmeli. Tarıma çok önem veriyorum. Tarımsal sulama ve elektrik desteği çok önemli. Tarımda çeşitlilik ve katma değerli ürünler daha çok yerini almalı ve modern araçlarla tarım sanayileşmeli ve desteklenmelidir. Danışmanlık konusunda eksiklerin giderilmesi gerekir. Tarım ve tekstilde en üst sıra olmamız ve ihracatta rekorlar kırmamız gerekir. Yurtiçi-yurtdışından getirilecek alanında uzman kişilerle istişare ederek, değişik tarım politikalarıyla çiftçinin kazancını arttırarak bilinçli ve verimli tarım yapmalıyız.

*Diyarbakır’ın gelecekte projelerinizle birlikte tarımda hangi ürünlerde ön plana çıkabileceğini düşünüyorsunuz?

Kesinlikle pamuk. Pamuktan yağ, iplik, kumaş elde ediliyor. Biz bunları ham madde olarak Antep’e gönderiyoruz, iplik için Kayseri’ye gönderiyoruz. Burada büyük bir iplik fabrikası, kumaş fabrikası kurarak buradaki girişimcilerin önünü açmak gerekiyor. Fabrikalarımız var, ama daha da arttırmalıyız. Gönderdiğimiz şehirler bizden daha az emek verip bizden daha çok kazanıyorlar. Pamuk burada işlenip ürüne, yağa dönüşsün isterim. Gıda maddeleri tarladan işlenip paketlemeye kadar bütün imalat Diyarbakır’da olmalı ve ülke içi ülke dışı pazara sunulmalıdır. Bu tabi devlet ve kuruluşların eliyle ve desteğiyle olabilir, sadece kurum ve odalarla olabilecek bir iş değil.

“DİYARBAKIR’IN BARCELONA OLMASI HAYALİMDİR”

*Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Diyarbakır’ın bir Barcelona olması hayalimdir. Hem ticaret hem de spor kenti olması… Diyarbekirspor ve Amedspor’un  Barselona futbol takımı gibi olması benim hayalimdir. Bölgede futbol akademi altyapısını oluşturarak gerekli maddi manevi desteği sunarak bölgenin bütün çocuklarını Diyarbakır merkezli bir futbol takımında buluşturmak isterim. Futbol ihraç eden bir Diyarbakır maddi manevi Diyarbakır’a katkı sunacaktır.

 

Ekoabori