Ekoabori

GERÇEKLER ACIDIR…

VEYSİ POLAT

Adolf Hitler der ki; “Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, i…

VEYSİ POLAT

Adolf Hitler der ki; “Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, insanlar inanır.”

Her dönem geçerliliğini sürdüren bu sözlere toplum olarak karnımız doydu artık!

Hiçbir şeyin TV’lerin ana ekranlarında anlatıldığı gibi olmadığını da biliyoruz.

Çünkü asıl ve gerçek yaşam, insanların arasında.

Sokaklarda, caddelerde, kahvehanelerde…

5 yıl önce Bağlar Dörtyol’daki Amele Pazarı’nın hikayesini yazarken, “Kibar Feyzo” filmindeki replikleri anımsamış, işçi almaya gelenlere “Ya ben ya ben” diyenlere bizzat şahit olmuştum.

O dönemler, “Kentte işsizlik yok, kimsenin ekonomik sorunu yok” deyip, pembe tablolar çizen devlet erkanına ve kimi STK başkanlarına aynen şunu yazmıştım;

“Evden iş yerine ışınlanarak mı gidiyorsunuz?

Yoksa hava taksisi ile mi?

Yolunuz Bağlar Dörtyol’dan hiç mi geçmez?

Yoksa geçerken gözlerinizi mi kapatıyorsunuz?..”

O günden bugüne çok şey değişti.

Kentte olup bitenlerden toplum haberdar.

Kimse mevcut durumu farklı anlatmasın.

Ne yanlışı meşrulaştırsın ne de doğru olanın karşısında dursun.

Lafı dolandırmadan mevzuya girelim.

Diyarbakır’da 15 Mart’ta açılan “13. Mezopotamya Tarım ve Hayvancılık Fuarı”nda Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Engin Yeşil, çok önemli bir konuşma yaptı.

Fuarın temsil ettiği tarım ve hayvancılık sektörünün önemli üyelerini bünyesinde barındıran kentin Borsa Başkanı olarak bir takım veriler sundu.

O veriler, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kaynakları.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi verileri.

Borsa’nın bağlı bulunduğu TOBB’dan alınan bilgiler.

Önce virgülüne dahi dokunmadan Engin Yeşil’in konuşma metnini verelim;

“Tarım alanı yaklaşık 24 milyon hektarla ülke yüzölçümünün %30’nu bulan  Türkiye, tarımsal potansiyeli yüksek, iklimi, coğrafyası, ürün çeşitliliği ile dünyada örnek gösterilen ülkelerdendir.

Gayri Safi Milli Hasıla’yı oluşturan faaliyetler incelendiğinde;

2021 yılında bir önceki yıla göre Türkiye %11 büyürken Tarımın %2,2 küçüldüğünü,2011 yılında 1 milyon 122 bin olan çiftçi sayısı 2021 yılının eylül ayında 530 bine kadar düştüğünü,

Son 10 yılda ekilen ve dikilen tarım arazilerinin yüzde 8,2’sini,

Toplam tarım alanlarının yüzde 5,22’sini kaybettiğini görüyoruz.

Kaybolan 2 milyon 113 bin hektarlık arazi, dünyadaki 87 ülke ve adanın toplam alanından daha büyük.

Pekiyi Türkiye tarımda neden küçülüyor?

Üretim planlamasının yapılmaması,

Girdi fiyatlarının yüksek, ürün fiyatlarının üreticide çok düşük kalması, İthalata verilen kaynağın çiftçiye verilmemesi,

Enerji, gübre, mazot başta olmak üzere temel girdilerdeki dışa bağımlılık, dış Ticarette yasaklı ürün listeleri, iklim değişikliği aşırı sıcaklık, kuraklık ve beklenmeyen hava olayları nedeniyle oluşan afetlerle verimli alanların ve ürünlerin  kaybı, tarımda küçülmenin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Bütün bunlar bir araya gelince;

Üretim maliyetlerinin ve ithal edilen ürün çeşidinin artmasına,

Dolayısıyla, tarımsal üretimin ve ihracatın azalmasına sebep olmaktadır. Her platformda dile getirdiğimiz artan girdi maliyetlerine de değinmek isterim. Bütün bu risklerle boğuşan Çiftçi özellikle son aylarda yaşanan girdi maliyetlerinin 4-5 kat artmasıyla tarımdan tam anlamıyla vazgeçme noktasına gelmiştir. Devletin özellikle teşvik ve destek konusunda,

Altyapısı sağlam bir sistemle, çiftçiyi bilinçlendirmesi,

Finansman konusunda desteklenmesi ve teşvik etmesi gerekmektedir. Son yaşanan ekonomik kriz sonrası girdi maliyetleri için verilen destek paketler ürün bazında genişletilmelidir.

Bankalar aracılığı ile verilen Sübvansiyon kredileri

Çiftçinin gerçek işletme maliyetleri hesaplanarak tahsis edilmelidir.

Ülkemizin, Tarım Dış Ticaretine bakacak olursak, Dış ticaret verilerinde en dikkat çekici olan durum, Türkiye’nin tarım ürünleri ithalatında; Rusya’nın ilk sırada, Ukrayna’nın ise ikinci sırada olması. Yani Türkiye’nin en fazla tarım ürünü ithal ettiği iki ülke şu anda savaşıyor. Bizim resme büyük pencereden bakıp, Tarımdaki zenginliğimizi görüp, elimizdeki potansiyeli kullanmamız, krizi fırsata çevirmemiz gerekmektedir.

İthalat politikasından vazgeçerek üretim odaklı politika uygulamamız gerekmektedir.

Burada ilgili Bakanlığımızın ve Kamu kuruluşlarımızın,

Finans Kuruluşları ve diğer ilintili olan bütün organların bir bütün olarak Ülke menfaati için bir araya gelerek üzerine düşeni yapmasını talep ediyoruz. Türkiye tarım cenneti diyebileceğimiz bir ülke. Sıklıkla dile getirdiğimiz üzere kendi kendine yeten bir ülke olduğu gibi bir çok ülkeye bilgi birikimi ve tarım ürünleri ihraç eden sayılı ülkelerden biri haline gelecek potansiyele sahiptir.”

Açıklamanın özeti, dünyada “Tarım Cenneti” olarak nitelendirilen Türkiye’de bir takım yanlış politikaların sektörü bitirme noktasına sürüklediği, yaşanan negatif durumun doğru politikalarla düzeltilebileceği…

Bunun neresinde yanlış var?

Doğruyu ifade etmek ne zamandan beri “kendisini bir yanlışa inandırmak” oldu.

Akıl sır erdirmek mümkün değil.

Sayın Engin Yeşil, Diyarbakır’da doğmuş, eğitimini burada tamamlamış, 2004-2015 yılları arasında DTB Başkan Yardımcılığı, 2015’ten bugüne dek DTB başkanlığı görevini sürdüren bir isim.

1966 yılında dünyaya geldiği Devedurağı Köyü’nde baba mesleği olarak tarımcılıkla hep uğraşmış.

Köyünün yer aldığı bölgede 60’a yakın petrol kuyusu açılmasına rağmen arazi sahiplerine sadece arsa bedeli verilip petrolün nimeti sunulmasa da Engin Yeşil, baba mesleğini devam ettirmiş.

Pamuk ve mısır ekiciliği sonrası çırçır fabrikası ile yola devam etmiş bir isim.

Yani özcesi tarım sektörüne oldukça hakim biri.

Girdi maliyetlerinin artması karşısında besiciliği bırakıp kasap dükkanlarını yolunu tutanların dertlerini, mazota, gübreye gelen zamlar nedeniyle insanlığın ilk tohum ektiği memleketteki çiftçilerin sorunlarını dile getirdiği için saygıdeğer bir ismin aforoz edilmek istenmesine kimse müsaade etmez.

Gerçekler acıdır ne diyelim.

 

Ekoabori